
Eserler
MEHMET SEYDİYAROĞLU
Eserlerinden İnciler
Mehmet Seydiyaroğlu Sözleri
| Mehmet Seydiyaroğlu Sözleri | ||
|---|---|---|
| 1 | Ne güzel Komutan! Yanında Ak Sultan. İşte Ulubatlı Hasan! Selâm; Ey Asâkir-i İslâm… | |
| 2 | Ey Can! Evet Ramazan, İkrâm et o zaman. Değil mi Haktan? Cümle can taşıyan | |
| 3 | Derler ya; Şehitler Ölmez! Aşkı olmayan bunu bilmez. Kör basiret! Evet görmez. Vatan bu evlât; şakaya gelmez!.. | |
| 4 | Oruç; ilâhi emir, Kur’an’da “Sıyâm” denir, Ödülü sır, ebedde verir; Mübârek olsun Leyle-i Kâdir… | |
| 5 | Görme kulda kusuru, Beşerdir bu yâhu! Selâm sana sevgi dolu, Ey şefkât yolcusu… | |
| 6 | Tek isteği vardı: Rahatlık; erdi! Sahi Bayım, Bu mutsuzluk, neyin derdi?.. | |
| 7 | Doğu, Batı, Güney, Kuzey, Egeli; Bu Vatan hepimizindir ebedî !.. | |
| 8 | Sen! Ey bin yıllık Şanlı Çınar, Budandıkça kök salar. Bekliyor surda bak; Ulubatlı Hasan’lar!.. | |
| 9 | Sımsıcak bir Temmuz, Gecesi buz! Ey “Hafîz” olan Rabbimiz; Bu son yurdumuz. | |
| 10 | Oğul; Güzellik tende değil, Can’da! Mecnun bu evlât; Kusur mu görür Leyla’da? | |
| 11 | Sen yaradılanı sevsen, Kimseyi incitmesen! Sevmese yaratmazdı; Ah bu sırrı bir bilsen… | |
| 12 | Elbet Hak yerini bulur, Sanma yaptığın yanına kalır! Derler ya; Zulüm ile âbâd olanın, Sonu berbâd olur!.. | |
| 13 | Ey Can! “Gül” dedin ya; İncitme sakın hâ! Gönül bu ya; Kırılır dokunduğunda. | |
| 14 | Vatanım,barınağım Biricik sığınağım. Dalgalan üzerinde sen Ey Şanlı Bayrağım..! | |
| 15 | Gam çekme ey Can! Dost mu olur vefasızdan? Katran bu; kaynat! Şeker olmaz ondan. | |
| 16 | İşte yeşil kubbe, Yakışmış Hüzün Gülü’ne, Bak Ömr-ü Şerifine; Yarısı hüzün, yarısı çile. | |
| 17 | Çehrende tebessüm, Ne kadar şefkatlisin! Bu ne merhamet; Sahi Sen kimsin? | |
| 18 | Merhamet, Yaradılana şefkât! Bu ne kibir, nedir bu hırs? Kovuldu bu yüzden iblis! | |
| 19 | Ölü gayret, Al sana irâde! Hazır bahane; Heyhât kadere! | |
| 20 | Dünya bu; devran! Bunca yıl geçti bir an. Dün gitti Ey Can, Bugün ! Haydi davran. | |
| 21 | Ey Can! Bırak gülsünler. “Kim bu gafil” desinler. Sen “Aşk” de… Mansur gibi ipe çeksinler! | |
| 22 | Oğul! Üzülsen de üzme, Hor görüp küçümseme, Bak Hünkâr Pîrime; Evlat! İncinsen de incitme… | |
| 23 | Nedir bu çehren? Küsmek için bahane arıyorsun. Etme gönlüme yük; Beynimi kemiriyorsun. | |
| 24 | ‘Huzur’ dedin de Evlât ; Hak’la meşgul olursa kalp Bırakır mı onu Şefkatli Rab… | |
| 25 | “Çoban!” Öyle mi..! Peygamber mesleği… Beğenmedi iblis, Evet; Atan Âdem’i..! | |
| 26 | Sen taş atan adam! Ne der acep sana atan? Gel etme,eyleme Senin de değil mi bu vatan..! | |
| 27 | Evlât! Dünya bu; çile, dert. Yaratılana merhamet et. Misafiriz evet; Gideceğiz elbet!.. | |
| 28 | Ey Oğul! Baktınmı sanırsın Musâ, Birde ne görürsün? Firavun’dur hâşâ!.. | |
| 29 | Aşıktır Veysel, candır nefesi Neşet dedin de; bozkırın tezenesi, Mektebi sevgi, evet Aşk’tandır icazeti; Sen ey Seydiyarlı, hayyât terzi..! | |
| 30 | Ey Aşkın Güzelciği Züleyha! “Yusuf’tan güzeli var” dedin ya; Sahi kimdi O?.. Söyle O’nun aşkına! | |
| 31 | Ey Oğul! Sen genişlikte âgâh ol. Darlık bu evlât; Yönelir zaten Hakk’a kul… | |
| 32 | Can Ahmet! En güzel huyu şefkât. Bürünürsen ahlâkına; Evet, ne güzel bir sünnet… | |
| 33 | Kur’an’da Sûre-i Nisâ. “Kadın Hak nuru.” dedi Mevlânâ. Sığınaktır, elbette anlayana… Metâ değildir asla! | |
| 34 | Ey Can! Irkın, rengin ne olursa olsun, Sen Peygamber Âdem’in çocuğusun. | |
| 35 | Duan kabul ola, Gönlün nur ile dola, Bugün Kandil ya; Haydi mübârek ola! | |
| 36 | Derler ya; “Nuh” der de “Peygamber” demez. Bin kere gülüver, Bir tebessüm etmez. | |
| 37 | Gül dedi ki bülbüle; “Bak şu gülen gençlere!” Bülbül dedi şol güle; “Ne mutlu gülen çehreye.” | |
| 38 | 23 Nisan; Tüm çocuklara selâm ! İncitmeyin inci tanelerini, Kırılmasınlar aman..! | |
| 39 | Hak’tır rızkı veren, Çalışmaktır kula düşen, Değilmiyiz Ben-î Âdem? Kimi işçi; kimi işveren… | |
| 40 | Eğer gönlümde isen, Fizan’a bile gitsen, Ben, ben değil; Sen Sen değişmez isen… | |
| 41 | Evlât; Hırslıya gönül ırmağından tevâzu suyu serp ki; O zavallı, hem kendini hem seni yakmasın… | |
| 42 | Seydiyârim sana geldi, Gönül dergâhına girdi, “Marifet bir güldür” dedi, Şeyhim Ali Semerkandî. | |
| 43 | Taş gibi olursa kalp, Kâr etmez ona nasihat. Ey Hannân olan Rab; Kul ki sen’in en güzel eserin… | |
| 44 | Mehmetçik’tir Muhammed’in mânâsı, Korkutur düşmanı “Allah Allah” sedâsı, Kurban oldu bunca ana kuzusu, Vatan aşkı imândandır! değil mi..? | |
| 45 | Ey Can ; Derman olur dert, Aşk ağlatır elbet. Hele bir sabret..! | |
| 46 | Çile Peygamberi Ashâb-ı Güzin, Yolumuz çile, hüzündür bizim. Hacı Bektaş, Âşık Yunus hepimizin, Evet; Yolumuz sevgi, Şefkattir bizim. | |
| 47 | Yanlışta ısrar niye? Ne bu hırs, kinin kime? Dön Hakk’a gel etme! Sahi inadın kime..? | |
| 48 | Yakışır mı hiç ikiyüzlülük, Hakk’ın güzel kuluna? Bak ne diyor Aşk Eri Mevlâna: ‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.’ Ne olur Allah aşkına… | |
| 49 | At iftirayı, İzi kalsın öyle mi? Bilmem ki ne der; Allah ve Peygamberi!.. | |
| 50 | Ezelde bir, ebede gideriz! Oğuz, Selahaddîn, Can Hüseyin’leriz!.. Vatanı bir, bayrağı tek; Evet! Biz asil bir milletiz… | |
| 51 | Vatanım! Biricik barınağım. Ne hâle düştü, Vatanını kaybedenler; Aman Allah’ım!.. | |
| 52 | Medet yâ; Barak Baba, Sarı Saltuk, Pîr Ahmed Yesevî. “İncinsende incitme” buyuran; Hünkârım Hacı Bektâş-ı Velî. | |
| 53 | “İnne Meâl Usri Yusrâ” Buyurdu Hakk..! Akrep daraldımı ne yapar evlat..? | |
| 54 | -Bırak şunu yaramaz bi insan! Gördün mü? -Duydum be adam! İftira,gıybet haram. -Anlamadım? Bekle, anlatır sana Hak o zaman! | |
| 55 | Ey Dost ! Düşmanımın dil kırbacı değil, Dostumun gül kırbacı; Gönlümde derin izler bırakır… | |
| 56 | Dört başı mamur, Hele bi dur..! Dünya bu Beyim; Cennet yurdumudur..? | |
| 57 | Oruç, Evet Siyam. Bugün bayram..! Şükür Ey Rahmân, Ya Zel-Celâl-i Vel-İkrâm… | |
| 58 | Babamız bir; Peygamber Âdem. Heyhât! Türk, Kürt, Arap, Acem… | |
| 59 | Bugün Cuma! Hastalara şifâ, borçlulara edâ, Gönüller sevgiyle dola! Haydi mübârek ola… | |
| 60 | Duymadın mı sen Yunus’u, Hem Tapduk Emre’mi? Gül Köprücüm Nur Mahsenlim, Ali Semerkandî’mi… | |
| 61 | Ey Sevgili! Yaptın yapacağını yine. Sahi ne idi o öyle?.. | |
| 62 | Kişi özünü bile, Benlikten birliğe, İncinir; deme ‘bile’! Can bağındaki Gül’e… | |
| 63 | Görme kulda kusuru, Beşerdir bu yâhû! Selâm sana sevgi dolu, Ey şefkât yolcusu… | |
| 64 | Bugün Cuma! Gönlünde güller açıla, Yolun Hakka vara, Haydi mübârek ola!.. | |
| 65 | Memleket, evet ! İnsan canı gibi sevmeli. Devlet mi? canından da çok sevmeli. Düşün hele; Ebû Cehil’de Mekkeli..! | |
| 66 | Makamın değil, Ahlâkın! Suretin değil, Sîretin güzel olsun. Öyle güzel, öyle güzel kul ol ki, Dost sana sorsun; “Söyle ne istiyorsun?..” | |
| 67 | İsmail’sen, Azrail’den korkun niye? Selâm olsun; Hak yolunda kurban olan bunca Şehit ve Gazilere!.. | |
| 68 | -O kim ki dedi, Hem O ne bilir? O mu dedim; Hiç… “Aşk” der, “Ben” demez! Hem başka şeyde bilmez… | |
| 69 | Kargalar gülüyormuş! Yedikleri leştir Seydiyârim. Hileli Post’tan değil; İcâzetin Aşk’tandır Seydiyârim!.. | |
| 70 | Mevlâna’yım Hâmuşum Şems’ime! Gül kırbaç olur! Atılır mı hiç; ‘Aşk’ diyen Gönül Erine?.. | |
| 71 | Kutlu şehir Konya’da, Belh’li Celâleddîn Hoca… Görmeseydi Şems’imi; Olur muydu Mevlâna..? | |
| 72 | Ey Evlât! Eğer nefsinin esiri değilsen; Sana edep öğretenlerden değil, Edepsiz sefillerden kaç! | |
| 73 | Allah’ımızın Settar ve Gaffar olduğunu bilipte, Başkasının kusuruyla uğraşan, Kendi ayıp ve kusurunu görmeyenden daha şefkatsiz ve basiretsiz kim olabilir?.. | |
| 74 | Tebliğ; Evet, Hakk’ın emri. Bırak düzeltmeyi! İncittin, düzelmişleri… | |
| 75 | Çok bilmiş ya güyâ! Ne demeli acep buna? Hak adına yol kesen, Bak şu zavallıya… | |
| 76 | Bunca nasihat yola getirmedi seni. Bir musibete bel bağladın öyle mi?.. | |
| 77 | Sen, Ey Taassup! Ne bu körlük, Nedir bu ‘ben’ ? Bak; iblis çatladı gülmekten… | |
| 78 | Cahili, cesareti; Âlimi, kibri perişan eder!.. | |
| 79 | Gül secdede, Sırtındadır Gülcük. Uzatır secdeyi, Şefkât Peygamberi… | |
| 80 | Ey Can..! Kusurcudur iblis. Biz Âdem’in çocuklarıyız! Elestüde, ebedde biriz. Evet şefkatlidir bizim Rabbimiz… | |
| 81 | DEĞİL Mİ? | |
| 82 | DOSTU BİLENLERDEN SAYDILAR BENİ | |
| 83 | GELİN DOSTLAR ÇAY İÇELİM | |
| 84 | ALLAH-ALLAH DESEM | |
| 85 | Çile! Bir ömür boyu. Şefkât en güzel huyu. Sevgili! Sen, ey hüzün Gülü…” | |
| 86 | Ey Dost; Aldırma yan çizene, Vefasızdan güle ne? Gül aşktır bilene. Gülsün, gül işte… | |
| 87 | Kaskatı kalp, Al sana bilge! Hani merhamet? Bin parça çehre…” | |
| 88 | Yalan dünyayı dolandı, Ey Şefkât yolcusu! İncitiyor Müseyleme; Bu ne gaflet uykusu!.. | |
| 89 | Etme Ey Can; Önyargı, sûizan, Değil ki Haktan… | |
| 90 | Evet; ‘Vatanı bir; Bayrağı tek! Birlikten kuvvet doğar elbet. Zafer yakındır evlat, ha gayret..! | |
| 91 | “Oğul; Kadın bu! Cennet kokulu O ! İncitme evlât; İncitir seni Hak!..” | |
| 92 | Marifet gül olabilmek, Gülü gülde görmek. Aşk mı dedin ey Can? Gülü dikeniyle sevmek… | |
| 93 | “Çok bilmiş ya güyâ, Ah seni İblis! Marangoz Zekeriya, Evet! Terzi İdris…” | |
| 94 | Ey Can! Nedir bu “Sen-Ben” davası? Değil mi Peygamber Âdem, Hepimizin Babası?.. | |
| 95 | Vefâsızdan Gül’e ne; Bırak gitsin üzülme ! Bülbül Gül’e, kuzgun leşe… | |
| 96 | Bahtın açık ola, Çehrende güller açıla, Bugün Cumâ ! Haydi mübârek ola… | |
| 97 | Cennet kokulu Annem, Evet, goncası ben. Sakın ha evlât; “ Öf ” bile deme sen!.. | |
| 98 | Ben Elif dedim, Sen sırıtıp güldün! İblis ne idi dün? Gördün işte bugün!.. | |
| 99 | Benlik yılanı, Bir kaldırdımı başı; Tanır mı Evlât, gardaş gardaşı!.. | |
| 100 | Oğul; ne demişti Peygamber Tâif halkına hatırla! Hadi evlât, sen münkirlere aldırma… | |
| 101 | Semir! Kul hakkı kemir. ‘Emeğe saygı’ dedin de, Sahi Beyim; bu nedir..? | |
| 102 | Dünya bu: çile ! Misafirsin üzülme. Bir tebessüm etsen de; Güller açsa çehrende. | |
| 103 | Hırka ile taç ! Beyim pahası kaç ? ‘Aşk’ dedi Mansur; İşte gâye ve amaç. | |
| 104 | ‘Aşk’ dedi Âşık ! Bir tebessüm etti, Kaldırdı başını; ‘Yokluk’ dedi ve gitti… | |
| 105 | Gönül bu evlat, İncinir deme ‘bile’ Saldırsın Ebrehe; Dostun evi Kâbe’ye… | |
| 106 | Dünya bu hüzün! Sınanmayan var mı iki gözüm? Sen üzülme; ebed bizim! | |
| 107 | Nedir bu taassup, ‘Sen – Ben’ niye? Ne bu kin? Sahi kime? Sen! Ey kör basiret; Taş çıkarttın iblise!.. | |
| 108 | Dünya bu! Çile. Kim demiş; ‘Rahatlık burda’ diye? Yaşıyoruz Beyim Bazen hüzün, bazen neşe… | |
| 109 | Kudüs’te Selâhaddîn, Malazgirt’te Alparslan! Budur işte Atan. Yürü Ey Genç Adam! | |
| 110 | Hızır Ata yoldaşın, Dertlerin şifa bula! Bugün Cuma’ya; Haydi mübârek ola. | |
| 111 | Derler ya; ‘Bir eli yağda, bi eli balda.’ Bilmem ki Beyim, Nedir bu tafra..! | |
| 112 | Bozuksa maya; Neylesin süt? Kemik at evlât, Hırlamasın it! | |
| 113 | ‘Ben’ dedi ‘Ben’ Evet kibrinden. Acep ne ister iblis; Peygamber Adem’den..? | |
| 114 | Hey gidi kemâlât, Acep nerde liyâkât? Bilgin dedin de; Buyrun sihirli kağıt..! | |
| 115 | Ey Can! ‘Gül’ dedin de, ‘Gül’ çile. Neler etmediler ki, Hüzün Gülüne. | |
| 116 | Peygamber Âdem’in çocuğu! Cennet goncası, gülü. Dün olduğu gibi, Bugün Anneler Günü. | |
| 117 | Gül dedi ki güle; Kusur mu diken güle? Dedi gül güle; Gülden köre ne? | |
| 118 | Evlat; Hangi peygamber çekmedi çile ? Büyük dağların başı dumanlı olur neticede… | |
| 119 | Yol ki; çile! Döşenmiş diken ile. Diyeceksen “niçin”-“niye?” Etme! Kal kaldığın yerde. | |
| 120 | Bin parça surat! Nedir bu çehre? Hey gidi şefkât. Merhamet nerde? | |
| 121 | Ey Can! Aşk dedin de; Sahi kim dedi Ette kemikte? | |
| 122 | Nedir bu madde ? Zonk – zonk beyin ! Hey gidi Mânâ; Gittin ne deyim… | |
| 123 | Dervişlik dedin de; Yâ hû güldürme… Neler çekti Hüzün Gülü Sahi Taif’te ! | |
| 124 | Dervişlik; Kim demiş hırka ile ? Bin taş inse tepene, Gül atmaktır münkire !.. | |
| 125 | Mazlumlar ah çeker, Sen gittin gideli. Gökte Tekbir sesleri; Gidenler geliyor geri… | |
| 126 | Kızıl Elma; İleri ! Oğuz Ata’dan beri. Bu Asil Milleti; Yıkacaksın öyle mi ?.. | |
| 127 | Arkandan konuşup, yüzüne gülene, Sinsi, ketum birine; Evlât! Asla güvenme… | |
| 128 | Evet güven ! Beyim güvenmek gerek. Sen ey vefâsız ; Söyle sana ne gerek..! | |
| 129 | İşte Kurban ! Yakınlıktır Takvaân. Bugün Bayram ! Mübârek olsun Ey Can. | |
| 130 | Yol Ehlibeyt’in yolu, Gül Seydiyar’ın gülü, Ankara’da Hacı Bayram; Pîrim Hacı Bektâş-ı Velî… | |
| 131 | Sen! Ey Ebrehe! Ne oldu yine? Bekle!.. Diz çöktüremezsin, bu Asil Millete… | |
| 132 | Ey Can! Yoldaşlık edeceksen Gül ile; Bak zenci güzeli ; Bilâl-i Habeş’e ! | |
| 133 | Can bu yâ hû; Gel incitme onu, Her Can taşıyan; Değil mi Hakkın kulu..? | |
| 134 | Evlât; İblis beğenmedi, Peygamber Âdem’i, Tevâzu Âdem’in; Kibir, İblisin eseri!.. | |
| 135 | Kimseye eyvallah etmezsin! Doğru. Sahi düşündün mü hiç, bu kimin huyu..? | |
| 136 | Tebliğ ! Anlattı güya, Ah seni benlik; Nedir bu riya..! | |
| 137 | Bir Temmuz ayı, Ay ki, tam yarı ! Yıkamadılar bin yıllık Şanlı Çınarı !.. | |
| 138 | Biricik inci tanesi, Cennet çiçeği bebeğim. Kurusun seni kıran eller; Ah! Ben ne diyeyim… | |
| 139 | Ya Hannân ! Ey kuluna acıyan, Bırakma bizi bir an; Bugün Bayram ! Kutlu olsun Ey Can. | |
| 140 | Aman ha Evlât, ‘Bişey olmaz’ deme ! Düşün hele; Bin dert, bir ihmâlin içinde. | |
| 141 | Gül bu, kırma ! Bir gülüşü var ki sorma. Öyle ya, ne bilsin kıymetini karga ! | |
| 142 | Çilem dedi çilem ! Ey Dost; Selamdır bana senden gelen… | |
| 143 | ‘Bin yıl yaşasın’ dersen yılana; Dön zulmü kendinde ara !.. | |
| 144 | Bir insanı kırdığında rahat uyuyorsan eğer; vicdanını hesaba çekmelisin… | |
| 145 | Nemmâm; Evet laf taşıyan ! Aman hâ Ey Can, Getiren götürür inan !.. | |
| 146 | ‘Kul Hakkı’ dedin de; Semirdin işte ! Acep ne diyeceksin o gün geldiğinde ?.. | |
| 147 | Derler ya; ‘İyi niyet taşıyla, Döşeli cehennem yolu.’ Bayım amel niyete göre buyruldu!.. | |
| 148 | Bir kez dokundu diye ! Nedir bu feryat? Bir kere de şükret; Ne olur be evlat… | |
| 149 | Ey Can ! Aldırma yan çizene, Kargadan güle ne ? Bülbül güle; Evet, Karga leşe!.. | |
| 150 | ‘Gül’ dedin de, Gönlün hep leşte ! Ey vefâsız; Yan çizdin işte… | |
| 151 | Anadolu’nun sesi, ‘Gönül Dağı’ bestesi, Neşet dedin de Beyim; Evet Bozkırın Tezenesi… | |
| 152 | Hicret; Çile – dert ! Selâm sana; Hüzün Gülü Can Ahmet… | |
| 153 | Seydiyaroğlu’yum; Yâ Hû Edep ! Erenler Şâhı Ali’dir elbet, Cem olmuş yârenler; ne güzel Ümmet, Adı güzel, kendi güzel Muhammed… | |
| 154 | Aşk bu; Çile ! Bin münkir taşı inecek tepene. ‘Aşk dedi de Mansur; Çekildi ipe !.. | |
| 155 | Ah Mekke ! İlk şehitse Sümeyye Selam olsun tüm Ashab-ı Güzîne… | |
| 156 | Çobandı O ! Peygamber Mûsa. Firavun bu ya; Beğenmedi asla !.. | |
| 157 | ‘Çilem’ dedi Âşık ! Bir iç çekti; ‘Sonsuzluk’ dedi ve gitti… | |
| 158 | İçi boş hırka; Arz-ı endam ! Nedir bu Beyim, Ne bu ihtişam! | |
| 159 | Ey Can ! Firavun bu ya; Alışmış hep kazanmaya ! Zarar mı; Asla !.. | |
| 160 | Evlât! Anlatma, dert çekmeyene derdini; Avutursun boşu boşuna kendini… | |
| 161 | Gül gülü bula, Gönlünde güller açıla, Bugün Cum’a ya; Haydi mübârek ola… | |
| 162 | Benlik bu ya; Nedir bu riya, Az mı mürekkep yaladı güyâ !.. | |
| 163 | Evet insan; Hakkın eseri, Bu benlik neyin nesi ? Bitirmedi mi Beyim kibir iblisi..! | |
| 164 | Ey Dost ; Dünya sahnesi bu ! İnsan iradesi ile üstlenir Kendi rolünü… | |
| 165 | Sen Vefalı Sevgili, Duruşu Güzel, Hani gelmiştin ya gelişigüzel; Bu nasıl bir incelik Gülüşü Güzel… | |
| 166 | Ey Can, gel etme ! Bir tebessüm etsen de, Güller açsa çehrende… | |
| 167 | Şikayet mi ? Kimi kime ?.. Ey Can; İnsanız neticede… | |
| 168 | ‘Çilem’ dedi Âşık ! Bir iç çekti; ‘Sonsuzluk’ dedi ve gitti…” | |
| 169 | Ne yaparsan yap; Kusur bulurlar evlât ! Aldırma bırak, Sen işine bak… | |
| 170 | Kerâmet; Evet, Hak ! Aman ha evlât, Sen istikâmete bak !.. | |
| 171 | Mârifet; Kalp kırmamak ! Evet Evlât gerisi teferruat… | |
| 172 | Üzülme Evlât ! Ne yaparsan yap; Anlamaz ahmak !.. | |
| 173 | Kuvvet ve Şefkât sahibi Hak ! Gözyaşlarına dayanabilir mi evlât ?.. | |
| 174 | Dünya bu; Geldik bir kere. Gecesi hüzün, Gündüzü çile, Alıştık be Usta; Alıştık neticede..! | |
| 175 | Evlât Dünya bu ya; Kimi yokluğa, kimi sonsuzluğa… | |
| 176 | Ey Can, bırak feryadı ! Aşk; ateştir, pişirsin çiğ yanını… | |
| 177 | Ey Can ! Bırak üzülme. Haklı isen zaten Hak seninle… | |
| 178 | Ey Evlat ! Rahatlık, gevşekliğe; Darlık, hedefe götürür insanı… | |
| 179 | Bilmem ki acep niye ? ‘Aşk’ dedi de; Çektiler Mansur’u ipe !.. | |
| 180 | Ey Can ! Firavun’un azgınlığı, darlıktan değil; Rahatlıktandı !.. | |
| 181 | Olmaz da ne demek ! Sabret Oğul; Bil ki; sabırla alınır yol… | |
| 182 | Ey Oğul ! Sabredilen değil; Sabredenlerden ol… | |
| 183 | Yönel Allah’a, Seni gâfil sansınlar. Dışın halk ile olsun; Bırak sırıtsınlar… | |
| 184 | Yâ Dost ! Gel incitme. Tende ayrı düşsek te; Özümüz bir, ezelde… | |
| 185 | ‘Yobaz’ dedin de; Bilmem ki kastın ne ? Bak Hünkâr Pîrime; İncinsen de incitme… | |
| 186 | Hani Harun ? Ne bu Kârun ! Evet Bayım; Durum mâlum… | |
| 187 | Öyle ya; Soluk soluğa, Her saniye koşuyoruz, O’ndan geldik O’na… | |
| 188 | Bu çığlık niye ? ‘Aşk’ dedin işte ! ‘Aşk’ dedi diye; Çektiler Mansur’u ipe !.. | |
| 189 | ‘Çilem’ dedi ‘Çilem !’ İrkildi birden ! Hey kendine gel; Ne bilsin çekmeyen ..? | |
| 190 | ‘Rahatlık’ Dökülür ağızlardan hep ! Asrın rahatsızlığı, Bilmem ki nedir acep ..? | |
| 191 | Dert bu Beyim, Söyletiyor işte ! Susmak istesekte istemesekte… | |
| 192 | Çile; Aşktır bilene ! Üzülme; Gülsün, Gül dedim işte… | |
| 193 | Ne şirin bir kulsun, Gönlün neşeyle dolsun, Hızır Ata sırdaşın, Cum’ân bayram olsun… | |
| 194 | Ey Dost ! İncittiler hep sevdiklerimiz. Can evinden yedik zıpkını biz… | |
| 195 | Can bağında Gül’sün, Ne güzel bir Kul’sun. Ey Şefkatli Yâr; Sana selâm olsun… | |
| 196 | Derler ya; ‘Peygamber ve Gençlik !’ Uhud’da Musab, Hudutta Mehmetçik ! Selâm sana Ey Gençlik… | |
| 197 | Ey Benlik; Nedir bu hınç ! Birlikten doğarmış güç. Böyle gelmiş, böyle gider mi hiç ?.. | |
| 198 | ADI GÜZEL MUHAMMED (S.A.V) | |
| 199 | Ey Can Güneş güneştir de ! Evet asıl mesele ; Güneşleşmekte… | |
| 200 | Geldik ezelden, Misafiriz hem ! Bu ‘sen – ben’ Sâhi neden ?.. | |
| 201 | Oğul ! Yol, yoldaş ile alınır. Dost, düştün mü tanınır !.. | |
| 202 | Baş eğmişim Şâhı Merdan Ali’ye, Dertliyim döktüm sazın teline, Erenler ceminde hû diye diye, Cami benim cemde benim kime ne..! | |
| 203 | ‘Kızıl Elma’ dedik ! Baş verip, boyun eğmedik. Dönmek mi; Asla düşünmedik..! | |
| 204 | Can Ahmed’in Dalı, On İki Cennet Gülü, Yol O’nun Yolu; Medet Yâ Esedullah Ali… | |
| 205 | Can Muhammed’in dalı, Zehra’nın Goncası Gülü, Hasan ile Hüseyini, Medet Şâhı Merdân Ali !.. | |
| 206 | Yolunu yol eyledik, ‘Medet Şâh-ı Merdan !’ dedik, Acep kime ne eyledik ? İncindik ama incitmedik… | |
| 207 | Hû Deliler ! ‘Kızıl Elma’ dediler, Ezelden kalkıp, Ebede yürüdüler… | |
| 208 | Açtılar aramızı hep azar azar ! Özümüz bir; ten ayrı olsa ne yazar… | |
| 209 | Ey Can ! ‘Sen – Ben’ nedir ? İlk kusur icâd eden, iblis değilmidir ?.. | |
| 210 | Ne idin, ne oldun; sakın unutma ! Kalırsın sonra kış ortasında… | |
| 211 | Bir tok; dokuz aç ! Bayım buyur bol keseden saç… | |
| 212 | Boş şeylerle dolar beyin ! Başı boş bırakma beyim… | |
| 213 | Ey Sevgili ! Yoklukta olur mu hiç ‘ben’ ? Ne yana dönsem; ‘Sensin, Sen’… | |
| 214 | Vedalar; ayrılık eylemi ! Sevgili; Biz ayrılmadık ki ezelden beri… | |
| 215 | Bunca rahmet, onca nimet ! Bayım; nedir bu cinnet ?.. | |
| 216 | Ey Can! İncitirsin deme ‘Niçin-Niye, Bülbülün figânı gonca güle… | |
| 217 | Hû… Şehit Bu ! Oğul, Hayy’dır O; Hamza Uhud’da, Mehmedim Hudutta !.. | |
| 218 | Nerde şefkât ? O bidat, bu bidat ! Heyhât; Bu ne surat ?.. | |
| 219 | O Cehennemlik, bu Cehennemlik ! Bir sen kaldın; buyur Cennetlik… | |
| 220 | Ona kâfir, buna kâfir ! Sâhi sende bu kâfir hastalığı nedir ?.. | |
| 221 | Kuş tüyü yatak, Yorgansa kat kat ! Buyrun sanat; Bayım edebiyat… | |
| 222 | Ey Can; Gel etme, imtihan işte ! Bir gülüversen de, Güller açsa gönlünde… | |
| 223 | Sâhi, bu ‘Sen – Ben’ neyin nesi ? Alevi – Sünni; Değil mi Peygamber Âdem’in nesli ?.. | |
| 224 | Bayım ! Yokluktur bizim yolumuz, Biz Aşk’ı çilede bulmuşuz… | |
| 225 | Ey Can ! Ev sahibi gibi davranma, Bin yıl yaşasan da; Misafirsin dünyada… | |
| 226 | Pîr, Pîrân; On İki İmâm ! Özümüz bir Ey Can. Kimi Yunus, kimi Pir Sultan; Medet yâ Şâh-ı Merdan !.. | |
| 227 | Usta be ! Dünya oyun sahnesi, Oynuyoruz neticede; Evet, kısacık kesitte… | |
| 228 | Bal küpü oda, Bol kese fetva ! Babadan Oğula; Buyrun moda… | |
| 229 | Usta be; Hasretiz bir tebessüme. Katlandık bir gül için, Bunca dikene..! | |
| 230 | Beyninden bağlı, Âzatsız köle. Dipsiz karanlık; ‘Bir Kere’nin içinde..! | |
| 231 | Üzülme bırak; Kör bâsiret, inat ! Gören göz değil, gönüldür evlât… | |
| 232 | ‘Kimsin ?’ dedi, ‘Hiç…’ dedim ! Birden İblis; ‘Ben’ dedi ‘Ben’, ‘Babama eyvallah etmem !..’ | |
| 233 | Kin yüklü beyin ! Çürümüş irin. Etme Beyim; Çocuğuyuz Âdem’in.. | |
| 234 | Oğul Biz, Peygamber Âdem’in neslindeniz ! Toprağa Ana; Devlete Baba deriz… | |
| 235 | Nedir bu mızıkçılık ? Ömür dediğin, kısacık ! Dünya oyun sahnesi, Düşünürsek azıcık… | |
| 236 | ‘Bir varmış, bir yokmuş…’ ‘Ömür’ demiş ‘Ömür !..’ biri diğerine, İşte kısacık hikaye… | |
| 237 | Ey Dost ! ‘Ömür’ dedin de; Akıp gidiyor işte, İstesek te, istemesekte… | |
| 238 | Çatlıyor hırsından, Diken gibi saçları ! Şefkatten nasipsiz, Çatılmış kaşları… | |
| 239 | Çatıldı kaşları, Kin dolu bakışları ! Bırak dili, meşrebi, Beyim biraz hoşgörü..! | |
| 240 | Karakter meselesi Evlât ! Aldırma bırak, Sen işine bak… | |
| 241 | Kin, nefret, Benlik yılanı gayret ! Nerdesin sevgi, Sen ey şefkât ?.. | |
| 242 | Kim demiş ‘Aşk akıl işidir’ diye ? Delilik işte ! ‘Aşk’ dedi diye, Çekildi Mansur ipe… | |
| 243 | Yönel Allah’a, Dertlerin şifâ bula, Rabbimiz şefkâtli ya; Kıyar mı hiç kuluna ?.. | |
| 244 | Ey Can ! Aşk’ın yoktur benzeri, eşi ! Varlıkla sınanır; yoklukta bulur kişi… | |
| 245 | Evet; Terziler piri; Peygamber İdris. Beğenmedi Âdem’i, Çatladı İblis… | |
| 246 | İnsanız işte, Üzülsek te; İncitmesek keşke !.. | |
| 247 | ‘Aşk’mı dedin ? Taşı sırtında çarmıhını Beyim ! Taif’te taşlanmadı mı Can Ahmedim… | |
| 248 | Cim’dir Cemâli, duruşu güzel. Ezelden gelir, gelişi güzel. Gül kokulu Sevgili, gülüşü güzel !.. | |
| 249 | Okurum Elif, Mim. Yokluktur İcâzetim ! ‘Aşk nedir’ mi dedin ? Çile, çiledir Beyim !.. | |
| 250 | Tuzu kuru, Kârunla yarışır ! Heyhât; ne kokar ne bulaşır… | |
| 251 | Yetmiş İki Millet, Her biri ayrı Ümmet ! Yaratılana Şefkât, En güzel sünnet… | |
| 252 | Yusuf’a Züleyha; Mecnuna Leyla ! ‘Sevgili’ dedin ya; Nefestir bana… | |
| 253 | Gül güle, Gül dengi ile ! ‘Sevgili’ dedin de; İncinir deme ‘bile’… | |
| 254 | Gönlümde gül açar, çehremde gülücük; Sen şefkatli Yâr, bir tebessüm azıcık… | |
| 255 | Bin münkir taşına; Demiyorsan eğer ‘Ah !’ Ey Can ! Âşıksın, eyvallah… | |
| 256 | Kusurlu gördü Âdem’i, İblis bu; serseri ! Dön kendine bak, İnsan; Hakk’ın eseri… | |
| 257 | Deve hendek atlar atlamasına da; Gayreti yok ! Hak ne yapsın ona… | |
| 258 | Derler ya; ‘Aşk ağlatır, dert söyletir!’ Üzülme Dost, Hak, sabredenlerledir… | |
| 259 | ‘Çilem’ dedi Âşık ‘Çilem !’ Aşk budur Bayım ! Başka şey bilmem… | |
| 260 | Katı kalp; Bin parça surat ! Yapma Bayım, Şefkâte inat… | |
| 261 | Sevmezsin ! Anladık anlamasına da; Bilmem ki ne yaptık sana ?.. | |
| 262 | Yük alan sevinçli, Yükü alınan kederli ! İnsan bu; ne garip değil mi ?.. | |
| 263 | Sağ ve Sol ! Akıl için birdir yol. İster doğulu, ister batılı ol, Devlet Babadır Oğul… | |
| 264 | Oğul düşün bir an; Uyur mu hiç düşman ? Evlât, aman hâ aman ! Son Yurdumuz bu Vatan… | |
| 265 | Yaranamadık Usta be ! Yük aldık, yük olmadık. ‘Neden’, ‘niçin’ de sormadık… | |
| 266 | Kuluz işte, kusurluyuz ! Sevdik ama incitmedik, Biz sevdiklerimizden zıpkın yedik !.. | |
| 267 | ‘Sabret’ dedin de; Bir tebessüm bekledik. ‘Gül’ dedik, gülümsedik, Çok mu bişey istedik ?.. | |
| 268 | Elestü Bezmi’nden çıktık yola, Buyrun, işte dünya ! Kısa bir mola… | |
| 269 | ‘Kusur’ dedin ya ? Kusura bakma ! Öyle ya; O bir Ayna… | |
| 270 | Dedim ‘Kimsin ?’ Dedi ‘Hadi bil ?’ Dedim ‘Mim’sin Mim’ Güldü, Gül kokulu sevgilim… | |
| 271 | Cemâlin Cim, Dedim ‘kimsin ?’ Güldü, ‘Gül’ dedi ! Gül kokulu sevgili… | |
| 272 | Ezelde dedik; ‘Belî’ İlmin kapısıdır Ali ! Pîrimiz Hünkâr Veli, Veysel mi ? Can Bağının Gülü… | |
| 273 | Çanakkale ! Geçilmedi işte. Kim zincir vuracakmış, Bu Asil Millete..! | |
| 274 | Dost; Dünya bu, çile ! Bazen hüzün, bazen neşe. Evet gidiyoruz işte hep birlikte… | |
| 275 | İki kere iki dört te, Aşk bu; Çile ! Delilik işte… | |
| 276 | Düşman uyur mu hiç, agâh ol. Biri Firavun, diğeri Moğol ! Bırak didişmeyi; Birlikten kuvvet doğar Oğul… | |
| 277 | Ey Can, ‘Mevlânâ’ dedi Şems ! Güneş olmaya güneş te; Mesele Şemsleşmek te… | |
| 278 | Hor görme Onu ! O da Hakk’ın kulu. Sahi ne oldu iblisin sonu ?.. | |
| 279 | Evlât, şefkâtli ol ! Hakk’ın eseri kul, Gâyen Hak’sa oğul, Budur çıkar yol. | |
| 280 | Peygamber Âdem, İnsanlığın Babası ! Sen kusurcu benlik; Kul, kulun aynası… | |
| 281 | Fatih bu Sultan ! Hudutlarda Hasan. Şanlı ecdâd Selâhaddin; Değil mi Alparslan ?.. | |
| 282 | Ey Can ! Doğru dokuz köyden kovulsan da, Hak yerini bulur, sakın aldırma… | |
| 283 | Ey Dost ! Merkep arısı bu; bal değil ki. Gördü mü eti kemiği, Bırakır gülü, çiçeği… | |
| 284 | Mesele Gül vermek değil, Gül olup. gülü verip; İncitmemektir… | |
| 285 | Annem şefkât dalı. Dokuz ay, o günden beri, Evet; her an Anneler Günü… | |
| 286 | İrkildi birden, büktü boynunu; ‘Hû’ dedi Âşık ‘Hû’ ! Aşktır bu… | |
| 287 | Her insan bir güzellik taşır; Haktandır bu ! Mârifet görebilmektir onu… | |
| 288 | Şikayet hep şikayet ! Etme, değil ki ebed. Kahredici rahatlık; Gizlemiş bin dert… | |
| 289 | Der ya; ‘Vefâsız kişiden olur mu çare ?’ Dost; Dokundun gönlümdeki bam teline, Evet vefasız bu, Vefasız neticede..! | |
| 290 | Âşık bu ya; Aldırmadı münkir taşına, ‘Aşk’ dedi ‘Aşk’ ! Büktü boynunu sol yanına… | |
| 291 | Söğütte dikilen fidan, Doğudan batıya uzanan, Doğulu – Batılı aman hâ aman, Son yurdumuz bu Vatan!.. | |
| 292 | Hû… On İki İmâmlar. Şems, Mevlâna, Pîr Sultanlar; Yolu yolumuzdur Ey Canlar !.. | |
| 293 | Âşık, mâşukunda kusur aramaz; ‘Gül’ dedim ya, gül dikensiz olamaz !.. | |
| 294 | Çocuk bu; inci tanesi, İnsanlığın meyvesi. İncitme sakın ha ! Cennet gülü, goncası… | |
| 295 | Bin yıllık şan, Çocuklar, selâm; Bugün 23 Nisan ! Aman ha aman, Son yurdumuz bu Vatan… | |
| 296 | Yetim kalmasın Babadan, Aman Allah’ım aman ! Çocuklar hepinize selâm… | |
| 297 | Aldırma be Usta ! ‘Vefasız’ dedik ya; Bırakır yol ortasında… | |
| 298 | Uzatma; buda ! Kurumasın sula. Ey Şanlı Çınar, Ne yaptılar sana ?.. | |
| 299 | Dünya bu; Niçin bu hüzün ? Sayılıdır günün, Gülümse, Gülümse be iki gözüm..! | |
| 300 | Ey Dost ! ‘Sabır’ dedin de; Mesele, fırsat düştüğünde sabredebilmekte… | |
| 301 | Beyim çevreciyiz ya ! Barut fıçısı dünya , Buyrun kampanya… | |
| 302 | Ya Dost Bizi inciten münkir taşı değil ; Sahte gözyaşı ! | |
| 303 | Beyim ‘İnsaf’ dedin de, Dert bu söyletiyor işte… | |
| 304 | Ya Dost aldırma Demir bu altın değil ya; Kusacak pasını sonunda! | |
| 305 | Ey Can ! İnsan dedin de: İncinip incitmesek keşke… | |
| 306 | Dedik ya Sevgili; Gülsün! Gülüverde, Güller açsın gönlümde… | |
| 307 | Kimsin sen İrkildi Âşık birden Hiç dedi Yoktum yokum ben | |
| 308 | Minicik beden, Yüklenmiş kâinat ! Buyrun Beyim; Sonsuz bir sanat… | |
| 309 | Ölü gayret ! Nedir bu mâzeret ? Kurumuş gönül, Beyinde dert… | |
| 310 | Sevdik, hep sevdik ! Zift dolu gönül; Nerden bilecektik ?.. | |
| 311 | Hevesle geldi, Bir heves uğruna gitti ! Bir varmış bir yokmuş, Beyim, hikaye bitti… | |
| 312 | Bir tebessümü, Bin sadaka saysakta. Görmedik Usta, Göremedik ki asla..! | |
| 313 | Âşık bu her an Bayram, Erkânımız Şâh-ı Merdan ! Hacı Bektâş, Hacı Bayram; ‘Hû’ dedik ya Ey Can… | |
| 314 | Derler, demesine de; görmedin gözünle. Ne bu kin beyim ! Bu salya niye ?.. | |
| 315 | İncindik, incitmedik. Usta be ! Zıpkını biz, bizden yedik… | |
| 316 | Beyim, mesele değer verip vermemek; Değil ki yemek içmek… | |
| 317 | Cim’dir cemâli, kokusu gül; ‘Gül’ dedim ya sevgili, Gül’sün hadi gül… | |
| 318 | Sevdik; Sevdik sevmesine de, Ey Sevgili ! Senden sevimlisini görmedik… | |
| 319 | Ey Dost aldırma, Herşey zıddıyla. Münkir bu, Övecek değil ya… | |
| 320 | Bin yıllık şan, Bu ne ihtişam. İşte Atan ! Yürü ey Genç Adam… | |
| 321 | Muhtaçken bin can bir pula, Buyrun; İnsan hakları güya..! | |
| 322 | ‘Hak’ der Hakkı ketmeder ! Buyrun bahane; Ne yapalım Kader… | |
| 323 | Yâr mı dedin? İşte orda dur ! Düştü gönlüme şavkı, Nurdur nur… | |
| 324 | Ketum, Sinsi ! Dedim belki; Ah seni tilki… | |
| 325 | İmtihan bu… Tam canın burnunda; Birden çıkar karşına, Hızır’da Hazır’da..! | |
| 326 | ‘Hak’ der; Halkı incitirsin ! Hünkâr Pîrim der ki: İncinsende, incitmeyeceksin… | |
| 327 | Ey Can, Kim kusursuz ki? Ya görmeyeceksin, ya da görmemezlikten geleceksin… | |
| 328 | Şefkatsiz gönül, zihninde benlik! Mutluluk şarkısı; Al sana şenlik..! | |
| 329 | Gül dedik, Hep gülüverdik. Usta be; Bir tebessüm görmedik… | |
| 330 | Evet; Zekeriya Marangoz, Dikişçi İdris ! ‘O kim ki ?’ Öyle mi ? Ah seni iblis..! | |
| 331 | İşte Dünya ! Bir sana, hep bana. Buyrun taksimata… | |
| 332 | Yeter ki kaybetmesin özünü, Sevdinmi çekeceksin nazını… | |
| 333 | Paydaşlık dedin ya, Bir sana, Bin bana ! Buyrun işte dünya. | |
| 334 | Tıkansada kulaklar aldırma, Duyacak olan Can kulağı sonuçta..! | |
| 335 | Bin kere incinir, Bir kere incitmezsin. Sahi sen kimsin..! | |
| 336 | Bayım ; Kadın ! Kanattır anlayana, Selam Can içindeki Cânana… | |
| 337 | Ey Can ! Kısacık bilmece Kimi leşe, kimi güle Aşk olsun bilene… | |
| 338 | Heyhât! Olan olmuş ; Genç Adam sırtından vurulmuş… | |
| 339 | Kaçak ve kurnaz, Tilki bu ; Dünyayı ver, doymaz ! | |
| 340 | Buyrun Dünya, Bin can bir pula Heyhat ! Anlık saltanat uğruna… | |
| 341 | Ey Dost ! İncindik; İncitmedik diye, Bunca münkir taşı, indi tepemize… | |
| 342 | Evlat ! Çıkma vefasızla yola; Bırakır seni yol ortasında… | |
| 343 | Ey Can ! Sevdin mi birini; İki etmezsin, Bir dediğini… | |
| 344 | İki yüz Bayım, Birini sakla; ‘Menfaat’ mi dedin? Kırk takla..! | |
| 345 | Evet Gül dalında güzeldirde, Mesele; Dalı incitmemekte… | |
| 346 | Ey Can ! Aşkın yoktur benzeri, eşi Varlıkta sınanır, Yoklukta bulur kişi..! | |
| 347 | Kadın, Yârdır; yarı’n! Göz nuru, kanadın… | |
| 348 | Sevgi insanın özündedir; Görene! Dile ne hacet; Bilene..! | |
| 349 | Yiyin için, Herşey insan için; Sahi insan kimin için..? | |
| 350 | Can bağında gülüz, Çiledir yolumuz Şefkat mi dedin dost? En güzel huyumuz… | |
| 351 | Merhametli ol, O da kul sende kul; Kendine gel Ey Oğul ! | |
| 352 | Nalanın oldum, Gönlümde hüzün ! Özüm sözümdür, Elimde sazım… | |
| 353 | Ey Can ! Herkes layık olduğu yere gider, Sen gideceğin yeri bil yeter… | |
| 354 | Birlik, Birlikte dirlik; Ah seni Benlik ! Buyrun esenlik… | |
| 355 | Su akacağı yeri bilir, Kişi layık olduğu yeri bulur Beyim mesele budur… | |
| 356 | Ey Can ! Sen gül ol da İster o diken olsun, İsterse gonca… | |
| 357 | Elbette eden kendine eder, Eder de; Acep kendinden ne ister… | |
| 358 | Garip geldi, Garip gidicek Aldırma bırak, Sen yürümene bak..! | |
| 359 | Ey Can ! Sen gül oldun da; Kadın olmadı mı gonca… | |
| 360 | Dünya; Bir lokma bin pula, Heyhat ! Bunca nimet ayaklar altında… | |
| 361 | Ey Can, Eylül dedin de, Zaten aralıksız O benim gönlümde… | |
| 362 | İlmi Ledün dilim, İlmin kapısı Ali’m, Pîrim Hünkâr Velîm Sevgi benim mektebim… | |
| 363 | Oğul; Düşünsene bir an, Bin yıllık şan, Agâh ol aman. Uyur mu hiç düşman..? | |
| 364 | Ey Can Alevi de benim Sünni de benim Sevgidir benim mektebim Evet Aşk’tandır icazetim | |
| 365 | Vatanım dedi şair; Vatanım ! Mirasıdır bin yıllık şanlı atamın… | |
| 366 | Bir tarafta açlık, Bir tarafta diyet. Açlıkla mücadele, Buyrun adalet..! | |
| 367 | Can’ dedik, Candan sevdik. Usta be; Can evinden zıpkın yedik..! | |
| 368 | Ey Can ! Hadi üzülme, Çünkü gülsün Kör ne bilsin..! | |
| 369 | Dünya işte; Bazen hüzün, bazen neşe Gül dedim gülsün, Hadi bir gülümse… | |
| 370 | Yoklukta dua, Varlıkta tuğyan. Ey Rahmân Bırakma bizi bir an..! | |
| 371 | Her canda bir güzellik, Değil mi Hakk’ın eseri ! Güldür gül nefesi, Neşet, Anadolunun sesi… | |
| 372 | Ey Can ! Mesele değil terk etmesi, Bizi inciten; Mazeret göstermesi… | |
| 373 | Ey Can ! Düşünse kişi bir an; Boğmaz eşini hiçbir hayvan… | |
| 374 | Evlat ! Korkak dedin ya, Çıkma onunla yola; Kalırsın yol ortasında… | |
| 375 | ‘Gül’ dedim, Döndü birden Bir tebessüm etti ; Aldı beni benden… | |
| 376 | Hayat bu; Darlıkta, genişlikte, Sınanırız sevdiğimiz, En Sevgilimizle… | |
| 377 | Aşk bu, Bırakır mı seni sana ? Dokundumu bir kere insana; Taşıtır çarmıhını sırtında..! | |
| 378 | Meçhul idi, Dedi ‘İyi misin?’ Dedim ‘Kimsin?’ Tebessüm etti, ’Bil’ dedi ve gitti… | |
| 379 | Ey Sevgili, Nedir bu hüzün ? Hadi bir tebessüm, Gül dedim ya, gülsün… | |
| 380 | Varlık; Ah seni varlık, Semirdi gövde, Beyinde darlık..! | |
| 381 | ‘Devrim’ dedin de, ‘Ene’l Aşk’ dedi diye; Mansur çekildi ipe..! | |
| 382 | Oğul ! Çoban olmazsa neylesin Çeltek? Kaçırır kuzuları evet tek tek… | |
| 383 | ‘Dost’ dedi ‘dost’ Devrimci derviş; Doğru, doğru söyler, Dost’tan nasiplenmiş… | |
| 384 | Az bi sevgi, birazcık şefkat dedik, Bilmem ki Usta Çok mu bişey istedik… | |
| 385 | ‘Aşk’ dedi Âşık, ‘Aşk varya’ , Büktü boynunu sol yanına, Bir âh çekti ki hiç sorma… | |
| 386 | Bunca mürekkep, Değil boşuna da, Aşksıza aşkı anlatmak; Zor be Usta..! | |
| 387 | Seydiyaroğlu aldırma yâ hû, Acep ne olur münkirin sonu. Bak ! Hünkâr Pîrim ne buyurdu ; İncindik ,ama incitmedik bir kulu… | |
| 388 | ‘Gül’ dedim ‘gül’, ‘Bırak’ dedi; Canım burnumda Gül kokuyordu aslında… | |
| 389 | Bayım; Tabip bu neticede. Hasta kullanmaz ise, Neylesin ona reçete..? | |
| 390 | Herşey üst üste geliyor Derler ya: Gelen yok aslında Ah şu pireler deve olmasa… | |
| 391 | ‘Çoban’ dedi ‘Çoban’ Zavallı Hâmân, Ne ister ki acep; Çoban Musa’dan… | |
| 392 | Gücün var; var olmasına da, Her Firavun’a bir Musa sonuçta..! | |
| 393 | Akıl mı? Sakla kendine onu ! Aç mı, tok mu? İncitme sakın kulu… | |
| 394 | Muhtaçken bin kişi bir pula; Buyrun fetva ! Üstelik bedava… | |
| 395 | Ey Dost; Sevdim, sövdüler, ‘Aşk’ dedim güldüler, Evet çünkü kördüler..! | |
| 396 | ‘Şiir’ dedi Şair ‘şiir’ Aşktan beslenir; Gönülde bestelenir… | |
| 397 | Şiir evet şiir: “Gönülden gönüle akan sel gibidir.” Dedi Şair… | |
| 398 | Bayım; Kısa keste Aşk olsun Kimi gönüle, kimi göze; Ne hacet uzun söze… | |
| 399 | Dost; Aşk deyince, aşkı düştü gönlüme; Yürüdüm sonsuzluktaki, O meçhul sevgiliye… | |
| 400 | Aşk dedi diye, Çektiler Mansuru ipe Sevgi benim mektebim; Cemde benim camide..! | |
| 401 | Hikaye bu ya; Gül dedik, yem oldu. Bir vardı bir yoktu, Her söze karnı toktu..! | |
| 402 | Ey Can ; İncinen sevgiliydi, Sahi incitmek Gerekir miydi..? | |
| 403 | Herkes ‘seviyorum’ der demesinede, Beyim sahi mesele bu mu sence..? | |
| 404 | Evlât ! Basma damarına, Gösterir dişlerini sana… | |
| 405 | Sevdim dedi sevdim, Bırakmam asla. Birden bir sayha; Dokundun ayağıma… | |
| 406 | Aldırma be Dost ; Sırıtsın münkirler elimdeki saza. Evet! Nice taşlar atıldı; Pîrim Sultan Abdal’a… | |
| 407 | Şiir’ dedi Şaire; Hele bir şiir söyle: Şiirdi aslında , O güzel gülüşü ile… | |
| 408 | Derler ya anlayana; Kırk yılda gelene: ‘Çok çabuk geldin’ Kırk günde gelene: ‘Yâhû nerde kaldın’ | |
| 409 | Bugün Cuma; Erenler Yoldaşın, Sadıklar Sırdaşın ola. Hadi gül, gül dedim ya Gülmek yakışır sana… | |
| 410 | Ey Can; Aldırma vefasızlara ! Hannân olan Rabbin, Bırakmaz seni asla… | |
| 411 | Yârinim, yarı’n Ay yüzlü Kadın… | |
| 412 | ‘İnsan Hakları’ dedin ya; Hadi gül, oyna. Barut kokulu dünya; Zıp zıp zıpla… | |
| 413 | Sanata, Sanatçıya Saygılı ol; Oğul Hakk’ın eseridir kul..! | |
| 414 | Ve kadın, Adam san Adam dedi Ekledi, Yarını’m, Yâri’n, Ay yüzlü kadın… | |
| 415 | Ey Can ! Yoklukta yoksun, Varlıkta yok ol ki; Aşk olsun… | |
| 416 | Evlât ! Yokluğu gör, gör ki; Varlıkta olmayasın nankör..! | |
| 417 | İnsan bu Beyim, Kapıldımı hırsına; Sıkar kurşunu, Kendi ayağına… | |
| 418 | ‘Dünya’ iki hece, Kısacık bilmece; Biri dedi ‘sobe’ Oyun bitti böylece..! | |
| 419 | İnse de taşlar tepene, Karşılık ver gül ile. Taşı sırtında çarmıhını; Devrim bu devrim işte..! | |
| 420 | Biri ‘Uyusunda büyüsün’ ninnisiyle, Diğeri bir lokma ekmek için cennete. Çocuk dedin de, Beyim çocuk işte..! | |
| 421 | Kusurcu bu evlât; Elbet kusur bulacak, Kabaran Benlik; Zehrini kusacak..! | |
| 422 | Taassup bu ya, Buyrun Hakk adına. Etme Beyim; O’nun aşkına..! | |
| 423 | Nedir bu ‘Sen-Ben’ kavgası, Heyhât gök yorgan Yerde mezar davası..! | |
| 424 | Evet; Önce VATAN, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh.’ Dedi atam..! Selahaddin, Alparslan, Selam sana genç adam ! | |
| 425 | Selahaddîn, Hüseyin, Oğuz, Oğul biz; Peygamber Âdem’in çocuğuyuz..! | |
| 426 | Der ya Nesîmi: ‘O Yar benim kime ne !’ Mesele aşk ise; Yürüdü Mansur ipe… | |
| 427 | Münkirin işi ne, Dedi ‘Sen kimsin be?’ ‘Hiç’ dedim ‘Hiç elbette…’ | |
| 428 | Evlât; Her yalan, bir doğrunun katilidir..! | |
| 429 | Bursa kadısı idi, Yol gösterdi Eskici; Üftâdem’in Gülü, Aziz Mahmut Hüdâi… | |
| 430 | Hayat bu Usta; Kocatır kocatmasına da, Ah şu vefasızlar olmasa… | |
| 431 | Ah çeker liyâkat, Buyrun ağıt Nedir ettiğin; Mühürlü kağıt… | |
| 432 | Aman ha Oğul; Çile ile pişer kul..! | |
| 433 | KİME NE | |
| 434 | Vaad edilmedi kimseye yarın, Sahi bugün ne yaptın ki Bayım..? | |
| 435 | Ey Dost Mezhep dedin de; Yunusum, Hünkâr Pîrime, Selam atamız Adem’e, Evet Alevi’de benim Sünni’de..! | |
| 436 | Desin münkirler ‘Deli’, Ezelde dedik ‘Belî’ , Lâ Mekân Şehrindeki, Sen ey şefkatli Sevgili… | |
| 437 | Anılar ! Hey gidi anılar, Akıp gidiyor zaman; Zaman zamanı kovalar… | |
| 438 | Ey Dost ! Neyimiz varsa Hakk’a dair Aşktandır dedi Şair… | |
| 439 | Ne yaparsan yap; Razı olmazlar evlât. Aldırma bırak, Sen işine bak… | |
| 440 | Kim ne demiş bırak, Tek başınada olsan; Yürümene bak Evlât..! | |
| 441 | Herşey zıddıyla kaim, Sensin ilacım ! ‘Düşmanım’ dedi Şair, ‘düşmanım…’ | |
| 442 | Aldırma eleştirsin, Eleştirdiği kadar ! Olsun bırak, Seninle alakadar… | |
| 443 | At çamuru izi kalsın. Kalsın kalmasına da, Çok çamur adamsın, Bilmem farkında mısın..? | |
| 444 | Bilge kişiler işaret fişeği gibidir, Sana düşen hedefe yürümektir. | |
| 445 | Kasapla kurban, Hey gidi zaman. Ört, ört ki ölem anam..! | |
| 446 | Vampire hayran, Özüne düşman. Düşündün mü bir an? Aman Allah’ım aman..! | |
| 447 | Sen cüce gayret, Nedir bu gaflet ? Minicik saman çöpü; Dağ görünür elbet..! | |
| 448 | Bir sana bin bana. Buyrun Bayım ; Kanayan yara..! | |
| 449 | İyi niyet, Ah seni iyi niyet. Onca keder, Bunca dert… | |
| 450 | Yaş dolu gözler, Barut yüklü bulut. Zift gibi karanlık; Şafakta umut..! | |
| 451 | Salyalar, salyalar, Tepeden tırnağa. Yapılır mı bu Bayım; Ulu Hakan’a..! | |
| 452 | ‘Çoban’ dedi ‘Çoban’. Düşünsene bir an ; Barut kokulu dünya, Buyur diploman..! | |
| 453 | İnsanların görüşüne saygılı ol, Oğul bilirsen; Akıl için birdir yol..! | |
| 454 | Evlât; Sen okumana bak. Her canlı bir kitap, Bin Kasım’a inat..! | |
| 455 | Kadın dedin de; Yarımsın Bayım yarım. Kadınsa yarı’n!.. | |
| 456 | Peygamber Âdem, Tüm insanlığın atası, Sen ey Benlik; Nedir bu kardeş kavgası…! | |
| 457 | İblis’in bilmediği birşey var mı evlât ? Onu bunu bırak, Sen sevmene bak..! | |
| 458 | İnsanız Beyim insan, Bıktık ‘Sen-Ben’ kavgasından..! | |
| 459 | Evlât; Kişiler farklı görüşte olabilir. Büyüklük: Tahammül etmek değil midir..? | |
| 460 | Kuru gönül, Sulanmış beyin, Sen tahammülsüzlük; Söyle ne diyeyim..? | |
| 461 | Üç merhale; Doğar, yaşar, ölürüz. Misafiriz işte ! Mesele, kim neye köle ? | |
| 462 | Peygamber Musa ; Mesleği Çobanlık. Ah seni Firavun ; Nedir bu ilahlık ? | |
| 463 | Dünya imtihan sahası, Ah bu taraftar kavgası. Al sana ; Sevgi ! İşte Şefkât Kupası… | |
| 464 | Fikirde taassup; Özüne yaban. Bu nasıl bir zaman ? Aman Allah’ım aman..! | |
| 465 | Yüzünde gülücük, Şefkatli Ninem, Buyrun soyağacı; Peygamber Âdem..! | |
| 466 | Bunca soysuz, İşte kabak. Şefkatli Çınar ; Buyrun sığınak..! | |
| 467 | Kim demiş bahtı karalı; Kader gayrete sevdalı. Haydi Ey Dost ; Küsmek sana yakışır mı..? | |
| 468 | Nemrut’a sinek Bedir’e, melek Hak bu Beyim; Görmek gerek..! | |
| 469 | Ey Dost Önce Nemrutu vurup, Sonra sır oldu ! Sahi bu nasıl bir ordu..? | |
| 470 | ‘Niçin?’ dedi ‘Neden?’ Aşksız adam birden ! Dem vurdu sevgiden… | |
| 471 | ‘Aşk’ dedi Âşık, İç çekti iç. Halden anlamayan, Sözden anlar mı hiç..? | |
| 472 | Şikâyetçi Çocuk, Al sana dilekçe ! Kuş uçmaz sokak; Her hâne bir hücre… | |
| 473 | ‘Ne’me lazım aman.’ ‘Dokunmayan yılan.’ Dokunuyor işte Ey Can..! | |
| 474 | Fikirde taassup, Hoşgörü dilde. Dev gibi Benlik, Al sana gövde..! | |
| 475 | ‘Sevgi’ dedin de ; Gönülden gönüle, Elbette görene, Sâhi köre ne..! | |
| 476 | Ey Can Sen çiçek ol, Aldırma ona Merkep arısı sonuçta..! | |
| 477 | Acımsı gülücük, Sahte kahkaha. Buyrun Bayım ; İşte Dünya..! | |
| 478 | Ey Dost; Mazlumun âhı arşa dayandı ! Acep bu sinek, Nemrut’tan mı kaldı..? | |
| 479 | Aşk dedim de, Birden üst perde ; ‘Kimsin?’ dedi ‘Kimsin be?’ ‘Hiç’ dedim Beyim, Hiç işte… | |
| 480 | Ey Dost aldırma ; Kussun kusacağı kadar, Zaten edeceğide o kadar..! | |
| 481 | Arsıza alkış, Adsıza zindan! Al sana adalet; Buyrun burdan… | |
| 482 | ‘Mektebi kudret, Davası sevgi ! ‘Deli’ dediler ‘deli’; Cahil damgası yedi…’ | |
| 483 | ‘Gariplerin Sultanı, Mahsenlimin Evladı, Yalın ayak Yozgadi, Tekkeli Çavuş adı..’ | |
| 484 | ‘Salya, sümük ! Davası benlik. Ah seni taassup ; Körü körüne üstelik…’ | |
| 485 | Dünya bu neticede, Hadi bir gülümse, Kim demiş yakışmaz diye ? Bak yakıştı işte… | |
| 486 | Şikâyet; Herşey den şikâyet Tepeden tırnağa nimet Nimetten de şikâyet… | |
| 487 | Kısacık ömür, İşte hayat ! Minicik gövde; Buyrun kainat… | |
| 488 | ‘Nedir bu benlik ? Çok bilmiş iblis ! Mesleği Terzi; Peygamber İdris…’ | |
| 489 | Öyle ya; Bugün Ona, yarın Sana ! Buyrun kısacık rüya. Ne mutlu anlayana… | |
| 490 | Ey Can ; Niçin mahzunsun ? Hak’tan razımı ki, Senden razı olsun..! | |
| 491 | Sevdik Beyim sevdik. Cana canan oluşunu, Dağ gibi duruşunu sevdik… | |
| 492 | Sev ! Ardında dağ gibi duruşunu, Gülüşünü sev, görüşünü… Bırak Beyim gerisini ! | |
| 493 | Evet; ‘Kuru lafa karnım tok’ dedi ! Keşke kulağıyla dinlese idi… | |
| 494 | Ey Can; Can taşıyor insan Ondandır heyecan… | |
| 495 | İşçi, işveren; Kısacık kesit sahnelenen ! Geldik geçiyoruz, Dünya minicik penceren… | |
| 496 | Beynimde gam, Gönlümde yâr taşırım. Ne şan ne de mal ‘Hamalım’ dedi ‘Hamal’… | |
| 497 | Bir fikir ki, başına buyruk! Buyrun mutluluk; Ruhundan kopuk… | |
| 498 | Ey Can ; Ne’idin, nesin Hoşgör ki, hoşgörülesin. | |
| 499 | Çile, evet çile! ‘Aşk’ dedim ya Sevgili; Aşk bu neticede… | |
| 500 | Çile, çile! Al sana şikayet. Sonsuzluk alemi; Yaşasın hürriyet… | |
| 501 | Gül idi; Birden gül’ü verdi, ‘Seven sevdiğini incitirmi ?’ dedi, Gül yüzlü Sevgili… | |
| 502 | Döneceğiz işte, Kim dedi ‘Dünya Perest’ diye ? Sıradayız Beyim, Acelen niye..? | |
| 503 | Bayım; Kısa bir mola, Konuştu mu para; Susmak düşer sana… | |
| 504 | Benlik putu bu ! Söyle dersin söylemez. Söylersin, beğenmez… | |
| 505 | Biri diğerine, Bak dedi yüzüme ! Birden kaldırdı başını; Söyle, hangisine !.. | |
| 506 | ‘Sonsuz sevgi,bu ne şefkat? Bunca hata, kusura inat…’ | |
| 507 | Niçin dedim bu fedakarlık? Birden tebessüm etti; ‘Öldü mü dedi insanlık’ … | |
| 508 | Derler ya; Akılla çıktı yola, Akıldan çıktı sonra. Aşk Kadını Züleyha, Yusuf’tan güzeli kim ola..? | |
| 509 | Dört harf, iki hece Şefkatli bilmece, Sahi kimdir sence?.. | |
| 510 | Ey dost! Bırak onu, bunu Bilmediğini bir bilenden oku! | |
| 511 | Bir rüya anlık, Bir an daldık, Birde baktık; Bir ömür aldandık… | |
| 512 | İsim taklit, Sahte hesap! Al sana kazma; Buyrun sap !.. | |
| 513 | Derler ya; ‘Ceddin deden, neslin baban’ Bin yıllık şan ! Değil mi Atan ?.. | |
| 514 | Kimi altın, kimi insan sarrafı. Sanat bu beyim ! Uzatma lafı… | |
| 515 | Ne yaparsan yap, Ne edersen et. ‘Mesele cibilliyet’ dedi Cibilliyet… | |
| 516 | Asık çehreye inat, Bize tebessüm etmek düşer Evlât… | |
| 517 | Bunca taş atana inat, Bize gül atmak düşer Evlât..! | |
| 518 | ‘Ne yani taş atana, Gül atmayalım mı? ‘ Dedi, gülüverdi, Gül Kokulu Sevgili… | |
| 519 | Ey Dost Aldırma , Herkes bildiğini Okuyor sonuçta..! | |
| 520 | Derler ya ; Tebessüm bedava, Buyrun sadaka. Bin parça surat, Alsana karizma… | |
| 521 | Sen taassup ; Bu ne şefkat sana ? Minicik kusura, Ağız dolusu salya..! | |
| 522 | Evet ! Çattı kaşlarını bir an, ‘Çoban’ dedi ‘Çoban’ Kaçırdı keçileri o an… | |
| 523 | Daracık beyin, Buyrun bahtsız. Diz boyu taassup, Kayıtsız şartsız… | |
| 524 | Usta be ! Dünya dedin de; Kimi Gül’e kimi leşe.. Acep , bu mu asıl mesele..? | |
| 525 | Evlât! Bırak konuşsun, At ortaya kemiği; O zaman görürsün..! | |
| 526 | Sen Alp Eren ! Surda Ulubatlı, Hudutta Hamza’sın. Dedik ya iyiki varsın… | |
| 527 | Ey can ! Büyük balık küçüğü Yutsa da , Hak bu kusturacak, Sonuç ta… | |
| 528 | ‘Anlamak’ dedi ‘anlamak’ Biri gönül dili, diğeri akıl dili. Ey Sevgili; Bilmem ki acep ne demeli..? | |
| 529 | Vefa dedin de, Kimseden bekleme. Sakın ha Evlât; Sen vefasızlık etme..! | |
| 530 | Ey Dost! Can evinde vefa taşıyandan korkma! Öyle ya, Karakter meselesi sonuçta… | |
| 531 | Ah be dünya, Kısacık rüya ! Buyrun saltanat; Al sana bela… | |
| 532 | Bayım; Mesele kadın ise, En güzel insan işte. ‘Kadın’ dedin de, Sahi farkın ne..? | |
| 533 | Ey dost ! Sevdiğin sana emanettir, Sevgi incitsede incitmemektir… | |
| 534 | Evlât ! Bozuksa cibilliyet, Neylesin buna devlet… | |
| 535 | Temmuz dedin de, Zift gibi bir gece, Saldırdı ülkeme; Dipsiz proje..! | |
| 536 | Ezelde biriz, Peygamber Adem’de. Mezhep dedin de; ‘Aşk’ dedim ‘Aşk’ işte… | |
| 537 | ‘Nesin, necisin?’ dedi, ‘Hiç’ dedim ‘Hiçim’ ! Çile mektebim, Aşktır mezhebim… | |
| 538 | Ey vefalı yâr, Der ya Karacaoğlan: Benim Hakk’tan başka, Sevdiğim mi var..? | |
| 539 | Hırçın dalgalar, Nedir bu tuğyan ? Gayesiz hayat, Herşey sütliman… | |
| 540 | Ey Can ! Aşkı aklınla okursan. Aklından olursun… | |
| 541 | ‘Benlik’ dedi Şair ‘Benlik’ Heyhât Hak adına üstelik..! | |
| 542 | Usta be ! Seven sevilirde, Asıl mesele; Yüzündeki perde… | |
| 543 | Şiir dedin de; Gönülden dile, Gül kokulu Sevgili Şiirsin gülüşünle… | |
| 544 | Ey Dost ! ‘Şair’ dedin de, Dert bu Söyletiyor işte… | |
| 545 | Dünya bu; Bazen hüzün, Bazen neşe. Aldırma dost Misafiriz neticede..! | |
| 546 | ‘Dert çekmeyene derdini dökme’ desekte, İnsanız Beyim Döküyoruz işte… | |
| 547 | Dert çekmeyene derdini dökme ! Usta be; dert bu Söyletiyor işte… | |
| 548 | Ey Dost ! Dünya bu ya; Kimi darlıkta, Kimi varlıkta sınanır… | |
| 549 | ‘Alevi misin?’ dedi ‘Mezhebim sevgi’ dedim, Bir tebessüm etti; Beni benden aldı ve gitti. | |
| 550 | Bir bilmece, Evet anlayana ; Kargaya feda edilir mi kanarya..? | |
| 551 | Evlât üzülme , Sen gerçeği söyle İster ders alır, İster tavır..! | |
| 552 | Atam, dedem Yaraya merhem törem. Kars’ım Edirne’m, Sen biricik Türkiyem… | |
| 553 | Şiir! dedi şiir; Gönül dilidir, Gönülden gelir, Gönülde bestelenir… | |
| 554 | Evet Sağ ve Sol. Bir beden iki kol ! Ne olursan ol, İnsanoğlu insan ol… | |
| 555 | Şefkatsiz gönül, Tepeden bakış. Bu ne taassup ? Benlikte yarış… | |
| 556 | Ey Can! Soğudum demek neyin nesi? Vefasız bu bitmez bahanesi… | |
| 557 | Gel etme ! Ne bu hınç,niye ? İnsanız Beyim, Düşmüş işte… | |
| 558 | Oğul âgah ol aman ! Son yurdumuz bu vatan, Selahaddîn, Alpaslan, Selâm Ulubatlı Hasan..! | |
| 559 | ‘Rahatlık’ dedi, Sonuçta erdi. Dünya bu Beyim, Gerdikçe gerdi… | |
| 560 | Benlik! Ah seni benlik Mahalle bir, Evlere şenlik… | |
| 561 | ‘Hevesmiş sevgi.’ dediler Sevdik, sevdikte Nankörlük ettiler… | |
| 562 | Beyim; Eşkiya bu belli, Acep kalp kırana ne demeli… | |
| 563 | Ey Dost ! Üzülme, Bırak eleştirsinler. Taşlandı tarihte, Nice peygamberler… | |
| 564 | Birden ‘kimsin dedi sen?’ ‘Hiç’ dedim ‘hiç’. Ne yana dönsem sensin sen… | |
| 565 | ‘Kadın’ dedi ‘kadın’ Yüklenmiş sırtına kainat. Evet Bayım; Kör basirete inat… | |
| 566 | Kadın, Candır cana. Dağ gibidir Beyim, Evet sığınana… | |
| 567 | Evlât ! Ketum; Kapalı kutu gibidir. İçinden ne çıkar Allah bilir… | |
| 568 | Eğer gayen Hak’sa; Kulunu Rabbiyle korkutma, O da kul, sen de kul sonuçta… | |
| 569 | Sen, taş atan adam ! Seninde değil mi bu vatan ? Gel etme, eyleme; Ne mübarekti senin atan… | |
| 570 | Hedefi tek ! Buyrun varlık. Beyninde pranga; Ruhunda darlık… | |
| 571 | ‘Niçin bu hüzün?’ Dedim Şaire. ‘Hiç’ dedi, ‘hiç’ Acı bir tebessüm ile… | |
| 572 | Derler ya; ‘İnceldiği yerden kopsun.’ Aldırma dost, Bugün var yarın yoksun… | |
| 573 | Zaman ! Bir tetikle bin can. Günah keçisi çoban, Bayım buyur diploman… | |
| 574 | Taşıtır sırtında çarmıhını hayat ! Kaç peygamber rahat yüzü gördü ki Evlât..? | |
| 575 | Beşikten mezara, Kısacık bir mola. Misafiriz dedik ya; Yolculuk sonsuzluğa..! | |
| 576 | Gülmek ! ‘Neyime’ dedin de ; Gel etme Gül, gülsün işte… | |
| 577 | Beyim görmedik ; Baş koyacak diz. Çilenin emzirdiği, Çocuklarız biz… | |
| 578 | Sağ, sol ! Buyrun tek yol. Geldik gidiyoruz sonu toprak oğul… | |
| 579 | Ey Can kim ne derse desin, Hoş gör ki hoş görülesin… | |
| 580 | İnsan bu belli olmaz, Ölse yere göğe sığmaz. Yaşarken kimsecikler sormaz..! | |
| 581 | Ey sevgili ! Ne yana gitsem, Sol yanımda sensin sen. Evet sevgin ezelden… | |
| 582 | Sarılırken; Çocuklar anasına, Anamız ağladı usta ! Anasızlıktan yana… | |
| 583 | Birden ‘O kim ki?’ dedi, Kibrinden ! Evet somurtan iblis. Çatladı gülmekten… | |
| 584 | ‘Dün gitti’ dedi Şaire, ‘Gün bugün’ dedi Şair. Tatlı bir tebessüm ile… | |
| 585 | Tilki sinsi,kurnaz Aslan aslandır evlat. Dişisi erkeği olmaz..! | |
| 586 | Dost ! Doğulu, Batılı ne olursan ol; Sonuçta can taşıyor kul. Düşünürsen işte sana yol… | |
| 587 | İster sağ, ister sol ! Sonsuzluğa çıkar yol. Dünya bu evlât; Sen agâh ol… | |
| 588 | Ey Dost ; Sen taşırsın onu gönlünde, O ise kemirir beynini habire..! | |
| 589 | Kuluz be Usta Kusurlu olsakta , İnsanız sonuçta… | |
| 590 | ‘Sevdim’ dedi, Hevesti anlık. Seven uykuda; Sevgili uyanık..! | |
| 591 | ‘Niçin yalnızsın?’ dedim, Birden gülümsedi; ‘Ruhumda O’varken mi?’ Dedi… | |
| 592 | Hayat be Usta Savurdu sağa sola. Yol mu? Sonsuzluğa… | |
| 593 | Ey Dost, İşte dünya; Kısa bir mola Yolculuk mu ? Sonsuzluğa… | |
| 594 | Oğul; Bırak bildiğini okusun, Sen öğrenmekle mesulsün..! | |
| 595 | Tutsak beyin, Gözlerde kin! ‘Hoşgörü’ dedin de; Nedir ki Beyim..? | |
| 596 | ‘Çilem’ dedi Şair ‘çilem’ Acıyı çekenden, Dostluğu garipten öğren..! | |
| 597 | Oğul ve kız, Evet sırrımız. Gösterme acısını, Biricik Rabbimiz. | |
| 598 | Emek dedinde.. Kimi beyni ile, Kimi gücüyle, Çalışıyoruz Beyim neticede.. | |
| 599 | ‘Hey sen ! Nedir bu çilen?’ ‘Bilmem ki Beyim, Nasıl söylesem…’ | |
| 600 | Herkesin bir özeli, Ben mi? Sensin ! Ey Şefkatli Sevgili… | |
| 601 | ‘Eşitlik’ dedin de; Evet denge, At Beyim at Atabildiğince..! | |
| 602 | Buyrun bilmece; Sizin mahalle, Bizim mahalle, Adem kimdir o halde..? | |
| 603 | ‘Kavuşmak’ dedim. ‘Hey kendine gel, Ayrımıyız ki’ dedi. Vefalı Sevgili… | |
| 604 | Ey dost ; Bırak onu şonu, İnsan bu nasıl bakarsa, Öyle görür onu… | |
| 605 | Kavuşmak mı ? Düşünmedik be Usta. Sevdik biz, Uzaktan sevdik sonuçta!.. | |
| 606 | ‘Çoban’ öyle ya, Bin can bir pula. ‘Cahil’ dedin ya bayım; Aşk olsun anlayana..! | |
| 607 | Unutma ! Diz çöktüremezsin Asrın ordusuna, Bir Mehmedim yeter; Yeter de artar sana..! | |
| 608 | “Kuru laf, Karnım tok.” dedi, Akılsız baş, Gerildikçe gerildi..! | |
| 609 | Atamız Adem, Yolculuk baba yurduna. Buyrun işte dünya; Kısacık bir mola… | |
| 610 | Davası benlik, Gözünde kan. Sen Ey Taassup; Nedir bu şan..! | |
| 611 | Kısacık ömür, Yolculuk her an. Düşünsene bir an; İnsan insana düşman..! | |
| 612 | Derler ya; ‘Bilinsin istedim.’ Din ile kin, Tezattır Beyim..! | |
| 613 | Katı kalp, Şartlanmış beyin. ‘Hoşgörü’ dedin de; Güldürme Beyim..! | |
| 614 | Nedir bu suizan? Kusurcu fesat. Aldırma Evlat, İblis’e inat..! | |
| 615 | Niyet okuyucu, Al sana adam Kusurcu iblis; Buyrun burdan… | |
| 616 | Ey Dost! Her canlı güzel, İnsan zaten güzeldi. İncelik incitmemekti… | |
| 617 | Gülümsedi , ‘Söyle’ dedi ‘Aşk’a dair’ Kaldırdı başını birden; ‘Sen varken mi?’ dedi Şair… | |
| 618 | Beyim ‘cahil’ dedin de; İblis ilimsiz mi sence..? | |
| 619 | Her canlıda incelik, Evet, Hakk’ın eseri! İnsan dedin de Beyim; Güzeller güzeli… | |
| 620 | Usta be! ‘Körlük’ dedin de, Nankörlük ettiler. Kusursuz sevdik; Kusur gördüler… | |
| 621 | Bu nasıl bir hınç; Kabahat kadere. Ufku karanlık, Gayretsiz avâre..! | |
| 622 | Derler ya; ‘Pişmişi ham etme’ Kargaya özenipte, Gül’ü incitme! | |
| 623 | Bir ömür verdik bir tebessüme ! Görmedik Usta be, Görmedik işte… | |
| 624 | Usta be! ‘Gönül dağı’ dedin de; Pişiriyor insanı çile, İstesede istemesede… | |
| 625 | Bir çiçekle yaz gelir gelmesinede, Mesele çiçekleşip çiçeği incitmemekte..! | |
| 626 | Dünya bu ya, İmtihan sonuçta. Uzaktan sevdik, Sevdik Be Usta… | |
| 627 | Derler ya; Derler ya; ‘Dostun cemali, cennettir bana.’ ‘Aşk’ dedi Mansur, Aşk olsun ona..! | |
| 628 | Annesiz bebek, Birkez anne dememek. Bilmem ki Beyim; ‘İyi ki doğdun’ ne demek..! | |
| 629 | Evet; ‘Gülpembe’ Gülsün işte, Gülsen de, Güller açsa çehrende… | |
| 630 | Tek tip fikir, Hoşgörü lafta, Kuzuyla kasap; Hep aynı safta..! | |
| 631 | Savursalar da sağa sola, İnsanız ya Usta; ‘İnsan’ sonuçta… | |
| 632 | ‘Kim o?’ dedi, ‘Sevgi’ dedim. Açıldı hemen; Dört kapı birden… | |
| 633 | Bunca vefasızlığa alıştık be Usta. Mesele cibilliyet; Cibilliyet sonuçta..! | |
| 634 | İster gizle ister gizleme, Meylin nereye ise; Gayretin o yöne..! | |
| 635 | Fikirler sabit, Beyinde kin. Sen ey taassup Dar mıdır din..? | |
| 636 | Ey Sevgili; Çeken bilsede ayrılığın derdini. Biz ayrımıyız ki, Ezelden beri… | |
| 637 | Beyim; Odun işe yarıyor sonuçta. Peki ya ; Adam odunsa..? | |
| 638 | ‘İsmin’ dedim, ‘Devrim’ dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim, ‘Mansur misali.’ dedi; Gülümsedi… | |
| 639 | Ulaşılmaz zanneder kendini köle, Bekler huzura Hüda; En az beş kere..! | |
| 640 | Bunca güzellik, Göz kusur peşinde. ‘Körlük’ dedin de Beyim; Kör basiret işte..! | |
| 641 | Bu ne ilgi ? ‘İsmin’ dedim, ‘İsmin neydi?’ Eğdi başını sol yanına ‘Devrim’ dedi, gülümsedi… | |
| 642 | Burası dünya, Aldırma be Usta; Misafiriz ya sonuçta..! | |
| 643 | Ey Sevgili ; ‘Çile yakışmış.’ dedin de, Evet, çilenin emzirdiği Çocuklarız neticede..! | |
| 644 | Dünya bu; Gelmek elimizde mi? Gitmek elimizde olsun. Bilmem bu kavga niye, Bilene aşk olsun..! | |
| 645 | Derler ya; ‘Ayın şavkı vurur sazım üstüne.’ Bam teli bu Beyim, Dokunuyor neticede..! | |
| 646 | Her güzellik Bir şiirdir okumasını bilene, Usta be ‘şiir’ dedin de; Sahi, bundan köre ne… | |
| 647 | Evet; ‘Anı’ dedin de; Bir tebessüm etti, ‘Canım’ dedi ‘canım’, İşte en güzel anım… | |
| 648 | Ey Dost; Biri Peygamber, Diğeri Müseylime, Hemde aynı dönemde. İşte akıl, buyrun irade..! | |
| 649 | Dünya bu döner, ‘İnsan’ dedin de Beyim ; Herkes kendine eder..! | |
| 650 | Evet bam teli ! Güldür, gül dedik ya nefesi, ‘Veysel’ dedin de Beyim; Sevgidir mezhebi… | |
| 651 | Ateşten bir denizi, Mumdan bir kayıkla geçtik ! Geçtik elhamdulillah… | |
| 652 | Kör basiret, Beyinde dert. Taklitçi maymun, Buyrun hürriyet..! | |
| 653 | Hem teşekkür, Hem tebessüm etti. ‘Bunda ne var?’ deme; Bu bir incelikti… | |
| 654 | Gönül dağı bu, Başında duman, Evet bazen yağmur, Bazen boran..! | |
| 655 | Benlik putu Doğruldu birden; ‘Ben’ dedi ‘ben’ Eyvallah etmem..! | |
| 656 | Sen ‘Aşk’ de; İster bid’at desin, İsterse mürted. Sevgili der ya ‘Sabret’… | |
| 657 | Başına buyruk, Al sana kahkaha. Dipsiz karanlık; Buyrun yolculuğa… | |
| 658 | Semirmiş gövde, Homurdar nefis. Nedir senin derdin? Ah seni iblis..! | |
| 659 | Beyim ! İnsan bu, beşer Kimi gözden düşer, Kimi gönüle düşer… | |
| 660 | Nasıl bir fikir ? Bunca köle. Taassup dedin de; Buyrun zirvede..! | |
| 661 | Derler ya; ‘Yalancının mumu Yatsıya kadar yanar.’ Yahu ölünceye kadar Yansa ne yazar..! | |
| 662 | Sen Çoban; Nedir bu figân Gözyaşı, barut, kan, Bu mudur diploman..! | |
| 663 | Evlât; Kahrolsun demekle kahrolsaydı eğer Cepheden cepheye, Koşar mıydı Peygamber..! | |
| 664 | Nasıl bir sevgi; Bunca mazeret, Herşeyden şikâyet, Nedir bu gaflet..? | |
| 665 | Bunca çığlık, Dayandı arşa. Bir beden ki paramparça..! | |
| 666 | Sır dolu dava, Netice acı. Al sana hürriyet; Buyrun darağacı..! | |
| 667 | Ey Dost, Haklıysan davanda, Düşmanın çok olacak; Boşuna sızlanma..! | |
| 668 | Görüşler farklı, Bu bir zenginlik. Hoşgörü dedin de; Beyim en güzel incelik… | |
| 669 | Kadın bu; Şefkâtli arkadaş, Sırrına sırdaş, Evet en güzel yoldaş…. | |
| 670 | Dost; Selam sana, Yoluna, yoldaşına, Vefalı Candaşına… | |
| 671 | Özünden kopmuş, İşte avâre. Taklitçi maymun, Zavallı bîçare..! | |
| 672 | Beyim; Derdi madde olanın, Dostluğu menfaate dayalıdır..! | |
| 673 | Dünya bu; O’na, onsuzluğa, Kim karışır sana Karar senin sonuçta..! | |
| 674 | İyilik ve kötülük, Hep mücadele içinde, Buyur irade; Gayret senin elinde..! | |
| 675 | Bu nasıl bir illet ? Acımasız dert, Herkeste kusur ara; Kendini ihmâl et..! | |
| 676 | Beyim; Kusur aramak, İblisin huyu. İnsan bu, Peygamber Adem’in soyu… | |
| 677 | Ve şair ekledi. Kusurluyuz diye, Kusursuz sevmeyelim mi? Dedi ey biricik sevgili… | |
| 678 | Bayım! Farklı fikirler çiçeklere benzer, Filler istesede; İncelik gösteremezler… | |
| 679 | O bir Şirin, Sen ise Ferhat. Sevgiliye ulaşmak; Kolay mı Evlât… | |
| 680 | Ey Vefasız! Gittin gitmesine de, Heyhât Ucuza gittin neticede..! | |
| 681 | ‘Ölçülü sev’ dediler, Kaçırdık be Usta . İnsanız ya, İnsanız sonuçta..! | |
| 682 | Ey Dost! İstediğin kadar gerçeği söyle, Anlatamazsın; Anlamak istemeyene..! | |
| 683 | El bebek gül bebek… Anamız ağladı Be Usta! Bilmem ki, bu ne demek..! | |
| 684 | ‘Bunca yolu, Boşuna mı geldik?’ dedi. Dedim ki; Gönül işi bu, akıl işi değil ki..! | |
| 685 | Ey Sevgili! O gün demiştim ya ‘Beli’ Evet; Sakladım inci misali, Gönlümde sevgini… | |
| 686 | Fikre saygısız, Kendini över. Beş para etmez; Buyrun ciğer..! | |
| 687 | Şair der ya; ‘Gelsene dedi bana’ ‘Gülsene dedi bana’ Evet üç Haziran’da Yürüdü sonsuzluğa… | |
| 688 | Hürriyet lafta, Fikre zindan. Evet çile adamı; Nazım Hikmet Ran..! | |
| 689 | Tuhaf değil mi Dost Sahip olamaz göz kapaklarıan, Hakim olmak ister koca dünyaya..? | |
| 690 | Şiir dedi şiir; Her gülüşün bir şiir, Değil mi dedi şair… | |
| 691 | Niyet okuyucu, Üstelik insan! Şaşırdı iblis, Nedir bu suizan..? | |
| 692 | Şiir dedin de; Her güzellik bir şiir. Evet sevgiden gelir, Gönülde bestelenir… | |
| 693 | Evet Bayım; Her fikir bir çiçektir görene, Asıl mesele, Hoş görebilmekte… | |
| 694 | Dev aynasında cüce, Belirdi birden; ‘Ben’ dedi ‘Ben’ ‘Eyvallah etmem..!’ | |
| 695 | Duvar adam, Herşeye duvar ! Her fikir bir çiçektir; Bunda ne var..? | |
| 696 | ‘Her fikir, Bir çiçektir.’ Dedi Şair… | |
| 697 | Ey Dost ; Ne derse desin , Biz insan dedik ! Sevdik evet , Ezelde birdik… | |
| 698 | Bu nasıl beyin? Basiret âmâ, Bir taassup ki; Bunca can hebâ..! | |
| 699 | Karıştımı madde mânâya, Evlât; Girer menfaat, Hemen sıraya..! | |
| 700 | ‘Temmuz’ dedin de; Sır dolu bir gece, Birden bir selâ, Yetti, yetti de arttı o gece..! | |
| 701 | Ey Dost ! Bırak eleştirsin, Eleştiri; Gizli ilgidir bilmez misin..? | |
| 702 | Bayım; Bizde çiçek açmasını bilirdik, Ezildik, horgörüldük, Böylece toprağa gömüldük… | |
| 703 | Kars’ım, Edirne’m, Karadeniz, Ege’m. Göz bebeğim Ülkem; Beyim başka şey bilmem..! | |
| 704 | Deniz’e darağacı, Yusuflara zından. Buyrun Bayım; İster sağdan ister soldan..! | |
| 705 | Mansur misali; Bunca aslan. Deniz’e darağacı, Yusuf’a zından..! | |
| 706 | Ey Dost; Çalgıcıyım, Elimde saz. Kimi olmaz der, Kimi yobaz..! | |
| 707 | ‘Hoşgörü’ deyip Hor göreceksin, Etme Beyim; Gülmekten öldüreceksin..! | |
| 708 | Çile dedin de; Bir ömür tükettik, hal bilmezler içinde. Usta be; Çile değil mi sence..? | |
| 709 | İnsan bu oğul, Bırak konuşsun. Evlat o kusurlu da; Sen kusursuz musun..? | |
| 710 | ‘İncelik’ dedi Şair; İncinip, incitmemektir… | |
| 711 | Usta be; Bunca kusurcunun içinde, Hiç mi kusurlu yok sence..? | |
| 712 | Beyim ! Eleştirmesine eleştir. İncelik; hor görüp, İncitmemektir… | |
| 713 | Herşeye kusur, Bunca bahane. Nedir senin derdin ? Sersefil avare..! | |
| 714 | Ey Dost ; Sevdik, evet sevdik. Biz aralıksız sevdik, Eylül Ekim demedik..! | |
| 715 | ‘Tek bir cümle’ dedi Şaire, ‘Aşk’ dedi Şair, Aşk ola cümlenize..! | |
| 716 | ‘Kısa yazıyorsun’ dedi Şaire, ‘Aşk’ dedi Şair; ‘Aşk bir hece’ Aşk olsun böylece… | |
| 717 | ‘Fikir ayrılığı’ der, Didişir dururuz. Bayım ortak yanımız; Ölümde buluşuruz..! | |
| 718 | Ey Can ; Kalabalıkları bırak, Cana can katan var mı? Sen ona bak..! | |
| 719 | Usta be; Muhtaçtık biz, ‘O’nun zerresine. Heyhat; düşmüş, Karganın pençesine..! | |
| 720 | Dedim ki; Dedim ki; ‘Ey vefalı sevgili Bu nasıl bir sevgi?’ Gülümsedi; ‘İnsanız ya’ dedi… | |
| 721 | ‘Birlik’ dedin de ; Savurdular bizi, Sağa sola ! Birden bir sayha ; ‘Geçin sıraya…’ | |
| 722 | Ölü gayret, Gayesiz hayat. Mutluluk şarkısı, Kadere inat..! | |
| 723 | On iki gül on iki imam, Kimi Hacı Bayram, Kimi Pir Sultan, Özümüz bir ey Can..! | |
| 724 | Her yöresi ayrı güzel, Sen biricik ülkem! Yapışmış yakana, Evet bunca değişken..! | |
| 725 | Ormanda çam, Ovada fidan, Evet o da bir can ; Kıyma be adam..? | |
| 726 | Derler ya; ‘Öz çocuğunu yiyen dev gibidir dünya !’ Farkına var, varma; Tüketiyor insanı sonuçta… | |
| 727 | Bilmece bu; Gökte barut kokusu, Yerde çadırlar, Bilmem ki çocuklar, Analar niçin ağlar..? | |
| 728 | Ekmekçi çocuk, Ağlıyor anası. Zavallı kedicik, Kalmadı maması..! | |
| 729 | Ey Can; İşte Mecnun işte Leyla, Karıştırma aklı aşka ! Netice belli sonuçta… | |
| 730 | Kusurcu göze, Zerrecik bahane, Bırakır gülüde; Takılır dikene..! | |
| 731 | Bir fikir ki, Fikirler hebâ ! Evet zirvede taassup; Nasıl bir kafa..? | |
| 732 | Yığınla çadır, Bunca çığlık; Analar ağlıyor ! Ağlama çocuk… | |
| 733 | Prof. Yunus Aydın’a, Selam sana, yoldaşına ! Evet, ilmin ışığında; Aydınlık yarınlara… | |
| 734 | Nasıl bir hınç , Şartlanmış beyin. Basireti kör ! Bilmem ki ne deyim… | |
| 735 | Ey Sevgili ! Hani o gün demiştim ya ‘Beli’ Bugün dediler ki; ‘Deli misin deli…’ | |
| 736 | Derler ya; ‘Ne çare ayrılık zamanı geldi.’ Ey biricik Sevgili ! Biz ayrımıyız ki ezelden beri..? | |
| 737 | Kör basiret; Beyinse köle! Dev aynasında, Minicik Cüce… | |
| 738 | Birşey söyle dedim, Şiir kokulu sözlerinden; ‘Şiir yazmak geliyor’ dedi, ‘Sana içimden’… | |
| 739 | Ömür iki hece, Beynimde bilmece. İstesek istemesekte, Geçiyor neticede… | |
| 740 | Kimileri uğraşırken birbiriyle, Birileri uğraşır bilim ile. ‘Kader’ dedin de Beyim; Kader mi bu sence..? | |
| 741 | Hayranlık bu; Gizli, aşikâr, Bırak eleştirsin ! Bunda ne var..? | |
| 742 | ‘Parodi’ dedi, Evet sanat. Çayhane yada kıraat, Güldürdü bizi, Çaycı Rıfat… | |
| 743 | Vefalı, vefasız demedik, Sevdik be usta, hep sevdik, İnsanız ya ‘insan’ dedik… | |
| 744 | ‘Unut’ dedi ‘unut’ Dönemezdi, dönmedi, ‘Bir umut’ dedi Sevgili, ‘Umut.’ dedi bekledi..! | |
| 745 | Bayım Dünya bu; Eritiyor insanı potasında. Farkına varsa da varmasa da..! | |
| 746 | Öyle ya; Bir ömür be Usta, Alıştık duyarsızlara ! Alıştık sonuçta… | |
| 747 | ‘Sen’ dedi ‘sağdan,’ ‘Sen ise soldan.’ ‘Denge!’ dedi ‘denge!’ Birden bire bir adam… | |
| 748 | Usta be; Paran geçse ne, geçmese ne. Nazın geçmiyorsa Sevgiliye..! | |
| 749 | ‘Kimsin?’ dedim, ‘Kendine gel’ dedi. ‘Nasıl yani ?’ dedim, ‘Mansur misali’ dedi..! | |
| 750 | Usta be; Aramazsan aramayandan, Bilmem ki; Dost olur mu ondan..! | |
| 751 | Bilmem ki Usta acep ne ettik ? Kusurluyuz dedik,kusursuz sevdik..! | |
| 752 | Bayım insanız, Budur şanımız. Fikirmi dedin ? Ölüm ortak yanımız… | |
| 753 | Niçin bu hüzün? Üzülme be dostum, Bugün varsın, yarın yoksun..! | |
| 754 | Ey Can; Güzel söz tohuma benzer, Yeşertemezsin istesende. İncelik incitmeden, Gönüle ekmekte!.. | |
| 755 | Somurtma yahu, Ömür dediğin ne ki? Hadi gülüver şimdi, Çok güzelsin çünki !.. | |
| 756 | Yolumuz Hakka vara, On iki gül Zehra ana. Can Muhammed aşkına, Dedik ya cem ve cuma; Haydi mübarek ola!.. | |
| 757 | Doğu’dan doğan ışık; Her yönde adalet. Mazlumun umudu; Evet bu asil millet !.. | |
| 758 | Ey Can ; Hadi artık üzülme. Kişi karakterinin gereğini yapıyor neticede!.. | |
| 759 | Bir öyle bir böyle, Bu nasıl sevgi söyle ! Sen taklitçi şey; Buyur şöyle… | |
| 760 | Dedi ki; ‘Fikrimde değilse saygı beklemesin benden.’ Dedim ki; Minicik birinden bu beklenmez zaten..! | |
| 761 | ‘Kasım ayı’ dedin de; Bir gün var ki içinde, Hüzünleniyoruz Beyim. Ecdat bu, Ecdat neticede..! | |
| 762 | Bir ömür be Usta, Ne dersen de; Anlatamıyorsun sonuçta..! | |
| 763 | Bayım insanız, Budur bizim şanımız. Sen hor görsen de; Ölüm ortak yanımız..! | |
| 764 | Aylardan kasım, Onun da yasın. Kalk ey Şanlı Çınar; Analar ağlamasın..! | |
| 765 | Bayım ; Fikri farklı olabilir, İnsan bu neticede. Asıl mesele ‘insanız’ diye sevebilmekte… | |
| 766 | Bayım biz insanız; Saygı zaten mecburi, Sahi sen hiç sevdin mi..? | |
| 767 | ‘İsmin’ dedim, ‘Döndü’ dedi. ‘Nasıl yani?’dedim, Gülüverdi, ‘Bahar misali’ dedi… | |
| 768 | Dedik ya Usta; Kusurlu olsakta, Kusursuz sevdik sonuçta..! | |
| 769 | Madde ! Evet en önde. ‘Kanaat’ dedin de Beyim; Bu mudur sence..? | |
| 770 | Beyim; Gönül aşkın evi ise, ki öyledir, Öyleyse bu benlikte neyin nesidir..? | |
| 771 | ‘Cem’ ve ‘Cuma’, Hak Erenler yoldaşın ola, Hızır baba seni bula, Cuman bayram ola..! | |
| 772 | ‘Anne’ dedi, ‘anne’ Ne demekse ? Görmedik ki Beyim, Görmedik işte… | |
| 773 | Yunus’um Hünkâr Pîrim sana, Öyle ya; Dostun gül cemali Cennettir bana..! | |
| 774 | Dedi ki; ‘Aklım ermedi bu işe.’ Dedim ki; ‘Ayak altında dolaşmak akıl işi mi sence..?’ | |
| 775 | Gözünde kan, Gönlünde maraz. Nedir bu hınç ? Merhamet biraz!.. | |
| 776 | Ey Can Hadi üzülme! Kim ne öğretmişki öğrenmek istemeyene..? | |
| 777 | Derler ya; ‘Sen insanoğlusun kör olamazsın’ Körlük değil be Usta, Ezildik evet, ezildik sonuçta..! | |
| 778 | Gönlün döndü mü bir kere; Gayretin galebe çalar o yöne. Sen istesende istemesende!.. | |
| 779 | Düştü gurbete yolumuz, Kimi oğul kimi kız. Bayım biz bozkırın çocuğuyuz!.. | |
| 780 | Âmâyım sevgili âmâ, ‘Gözüne göz olurum’ dedi Rıfat, Şahit olsun buna kâinat!.. | |
| 781 | Kimi kıymet bilmez, Kimine denk gelmez. Üzülüyoruz be Usta, İster istemez… | |
| 782 | ‘Neşelisin’ dedim, ‘Sol yanım’ dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim, ‘Sevgili’ dedi; gülümsedi… | |
| 783 | GEYLÂNİ’DİR PİRLERİ | |
| 784 | DE ALLAH ALLAH | |
| 785 | Evlat aman ha; Çabuk darılanla yola çıkma, Hem beynini hem gönlünü yorarsın sonra!.. | |
| 786 | Usta be ! Beyine kin yerine, Gönüle gül ekilse keşke. Kısacık ömür; iki hece neticede… | |
| 787 | ‘Aşk’ dedi ‘Aşk’ ‘Öyle ulu orta söylenmez.’ Birden Mansurca bir ses; ‘Vah’ dedi ‘Vah’ ‘Özünü bilmez !’ | |
| 788 | Ey Dost ! Aşıklık töresidir bu; Sevgili uyanıkken, Seven hiç uyur mu?.. | |
| 789 | Birbirimizle didişmekten, Bir tebessüm etmeye vakit mi kaldı be kirve..? | |
| 790 | Ey Sevgili ! Bilmez misin ; Seven sevdiğine naz eder, Söyle niçin bu keder?.. | |
| 791 | Kuru laf, Peynirden gemi. Sahi Beyim; Hiç ezildin mi?.. | |
| 792 | Ve kadın: “Duvarsın, duvar!” dedi ve gitti. Hikâye mi dedin? Evet, böylece bitti… | |
| 793 | Basireti kör, Beyinse köle. Bilmem ki Beyim; Bu inatlık niye?.. | |
| 794 | Nasıl bir sevgi, Davası anlık. Seven uykuda, Sevgili uyanık!.. | |
| 795 | Sen kadınım ! Ruh-u revanım, Yoluma yoldaşsın, Biricik ortak yanım… | |
| 796 | Ve Şair ekledi; Sevgili ! ‘Gönlüme düşen ilk cemremsin.’ dedi… | |
| 797 | ‘Bir çay içelim mi ?’ Dedim öylesine, ‘Şeker benden’ dedi. İnci gülüşü ile… | |
| 798 | ‘Niçin bu kadar şirinsin?’ dedim, Gülümsedi; ‘Bilmez misin aşk inceliktir.’dedi… | |
| 799 | Tek derdi, Evet rahatlıktı; erdi ! Mutluluk şarkısı, Gerdikçe gerdi. | |
| 800 | Usta be; Birbirimize surat asmak yerine, Keşke gülücük kondursak çehremize. İnsanız ya neticede… | |
| 801 | Birden, ‘Neyin var ki?’ dedi aşka dair; ‘Göz yaşı ile yoğrulmuş sabrım’ dedi Şair… | |
| 802 | Bir varlık, bir darlık, Bayım bilmece; Dünya bu, Değişmez neticede!.. | |
| 803 | Sen çabalamana bak, Ne anlatırsan anlat; Kişi gayreti kadar alır Evlât!.. | |
| 804 | Ve Şair; ‘Bu kavgada neyin nesi?’ dedi, ekledi ‘Geçen zaman değil, Ömründür !’ dedi… | |
| 805 | Ey Sevgili ! ‘İncelik nedir?’ dedim, Birden başını eğdi; ‘İncitmemek’ dedi… | |
| 806 | Sen agâh ol, Su uyusun bırak. Vatan bu Evlât; Gerisi teferruat!.. | |
| 807 | Yol Ehli-Beyt’in yolu, Pir’im Hünkâr Veli; Hüseyin’im Zehra’nın gülü, Medet Ya Esedullah Ali!.. | |
| 808 | İnan inanma, O’ndan O’na. Ah be zerrecik ! Ne oldu sana… | |
| 809 | ‘Hoşçakal’ dedi, ‘Sol yanım’ dedim, Gülümsedi; Gülyüzlü Sevgili… | |
| 810 | Ey Sevgili; Hani demiştim ya ‘Belî’ Bağladım gönlümü, O günden beri… | |
| 811 | Adam ! Evet Adem. Sahi Bayım, Bu ayrım neden?.. | |
| 812 | Ey Can; Seven zaten yol bulur, Sevmeyenin yolu, Mazeretle doludur!.. | |
| 813 | Bunca mazeret, Bayım hayret. Ne bu palavra, Nasıl bir gayret !.. | |
| 814 | Aman ha Evlât burası dünya. Bugün tekme attığına, Yarın muhtaç olursun sonra..! | |
| 815 | Evet; ‘Sevgi, incelip incitmemektir.’ Dedi Şair… | |
| 816 | Ey Oğul; Başkasının fikrine saygılı ol. O ne olursa olsun, Sen insanoğlusun… | |
| 817 | Dedi ki; ‘Dile benden ne dilersen?’ Dedim ki; ‘Zaten ben, sensin sen.’ | |
| 818 | Ve Şair ekledi; ‘Hangi güzellik bedelsiz ki?’ dedi. Gülümsedi… | |
| 819 | Her mevsim bir fikir, Evet; ‘Fikir misali.’ dedi Şair… | |
| 820 | Hamı pişireceği yerde, Pişmişi ham etmekte. ‘Cahil’ dedin de Bayım; Sahi kim sence..? | |
| 821 | Ey Can ! Herşeyi aklına takma, beynini yorarsın. Gönül pencerenden bak ki, huzur bulasın… | |
| 822 | ‘Gün doğmadan neler doğar.’ derler ya, Neler doğmasada o’gün, Doğacak be Usta, Doğacak sonuçta… | |
| 823 | Gülüverseydik keşke, Didişmek yerine. Usta be ! Fikirler çiçekler gibidir neticede… | |
| 824 | Ey Can; ‘Bir söz söyle’ dedi, ‘Kardeşliğe dair.’ ‘Her fikir bir çiçektir.’ Dedi Şair… | |
| 825 | Yerde kan damlası, Barut yüklü bulut. Barışın çocukları; ‘Umut’ dedi ‘umut’!.. | |
| 826 | Hadi; Bu ümitsizlikte niye? Dünya bu neticede, Olan olmuş bir kere, Yeniden başlıyoruz birlikte… | |
| 827 | Kin tohumu yerine, Gül serpiştirselerdi keşke. Cahil dedin de Bayım; Tarifi nedir sence..? | |
| 828 | Evet; Aşk bu çile, Sevdik be Usta. Sevdik bile bile!.. | |
| 829 | Elbette hak yerini bulmuş, Sen ey benlik, Ne olduysa sana senden olmuş!.. | |
| 830 | Evet; ‘Denge’ dediler ‘denge’, Kardeşi kardeşten ettiler. Kimini zındanda, Kimini darağacında çürüttüler!.. | |
| 831 | Evet ! Her bakışı bir şiir, ‘Şiir bakışlım’ dedi Şair… | |
| 832 | ‘Denge, denge’ dediler, Heyhât; Kimini darağacında, Kimini zindanda çürüttüler!.. | |
| 833 | Pîrim der ya; ‘Demiri demirle dövdüler.’ Heyhât; Gencecik beyinleri, zindanda çürüttüler!.. | |
| 834 | Devrimci Derviş; ‘Ya hu’ dedi ‘Bu ne iş ?’ Dedim ki; Mansur bu, Gerekeni söylemiş!.. | |
| 835 | Seven sensin, Sevdirende sen. Sevgili ! Sevmeseydin sever miydim ben..? | |
| 836 | Evet, önce vatan ! Bugün Bayram. Tüm ecdâda selâm, Dedik ya Evlât; Son yurdumuz bu vatan!.. | |
| 837 | Gam, keder, Dost; dünya bu geçer, ‘Kimine zindan, kimine cennet’ der; Taif’te taşlanan Peygamber!.. | |
| 838 | ‘Cahil’ dediler, Diplomasız çobana, Bayım bir çıkar uğruna; Kıydılar bunca cana!.. | |
| 839 | İnsan bu neticede; Oturup eleştireceğine, Kalk da, Güzel eylemler sergile!.. | |
| 840 | Evet ; Başkasının kusuruyla uğraşmaktan, Başını kaşıyacak vakti yok zavallının !.. | |
| 841 | Ve ekledi; ‘Çok özleyeceğim seni.’ dedi. Dedimki ; ‘Ey Sevgili biz ayrımıyız ki ezelden beri..?’ | |
| 842 | Dediki; ‘İyilik iyidir.’ Dedimki; Ey Dost ! ‘İncitme’ diyen kimdir ? Evet Aşk benim mezhebimdir… | |
| 843 | ‘Anılar’ dedinde Usta; Burası dünya. Kısacık ömür, Evet anlık bir rüya!.. | |
| 844 | BURASI DÜNYA | |
| 845 | Cüce gayret, Hayret Beyim hayret. Minicik tepe; Dağ görünür elbet..! | |
| 846 | Ne sırmalı kaftan, Nede yamalı fistan. İnsan bu Bayım; Değil mi Haktan..? | |
| 847 | Sen ! Kaf Dağındaki cüce; Küçülmez kimse, Senin küçümsemenle !.. | |
| 848 | Görüşü ne olursa olsun, İnsan bu Usta ! Sevdik, hep sevdik, Uzaktanda olsa… | |
| 849 | Usta be ! Herkes severim derde; Karşılıksız sevene, Ne derler sence..? | |
| 850 | Aşk bu Dost; Kimine gam, Kimine can. Talipsen, imtihan!.. | |
| 851 | Dedi ki; ‘Kimi gül, kimi diken.’ Aynı suyu içen, Güle dönüşür birden. | |
| 852 | Küçümsedi, Basit gördü güya. Buyrun Kafdağı; Tepeden tırnağa riya!.. | |
| 853 | Firavun bu; İddiası ilahlık. Benlik zirvede, Taklitçi mahluk!.. | |
| 854 | Bir bayramlık alana, Yanında bir gönül bedava. Bayram dedin ya Bayım; Bayram bu sonuçta… | |
| 855 | Meylin nereye ise, Gayretin o yöne. Boşuna mazeret; Değişmez netice!.. | |
| 856 | Engerek zehrinde, Yoğrulduk bunca zaman. Kalmadı çiğ yanımız, Aman Allah’ım aman..! | |
| 857 | ‘Aman’ dedim ‘aman’ Düşecek çukura, ‘Diyemedim’ demişti ya; Toz kondurmam ona!.. | |
| 858 | ‘Canım’ dedi, Canımın içi. Ve ekledi; ‘Ben de sen yetmez mi?’ dedi… | |
| 859 | Usta be; Kusurluyuz, Hata ettik, ettikte Vefasızlık etmedik!.. | |
| 860 | Keşke vedalaşmaya bir sınır getirilseydi ! Sevgili; Seven sevdiğinden ayrı mı ki..? | |
| 861 | Bunca çileye inat, ‘Gülüşün” dedim’ gülüşün.” ‘Nasıl yani?’ dedi, ‘İnci misali.’ dedim… | |
| 862 | Küçümsedi, dedi ki; ‘Benim onlarla işim olmaz.’ Dedim ki; zaten onlar da, Seni insan yerine koymaz!.. | |
| 863 | Ey Sevgili; Dilim de sen, Gönlüm de sen. Ne yana dönsem; Ben ben değil, Sensin sen… | |
| 864 | İnceldik, İncitmemek uğruna. Bir kere bile olsa, İncitmedik be Usta!.. | |
| 865 | Nedir bu çehre ? Bunca külfet, ‘Bir tebessüm.’ dedim; Ne olur lütfet… | |
| 866 | İnsanız Bayım; Budur ortak yanımız, Geldik gidiyoruz, Mesele farkında olmamız!.. | |
| 867 | Ey Can ; Mahkumsan akıl hisarında, Aşka kanat çırpma. Mahçup düşersin sonra!.. | |
| 868 | Evet; Katarımız on iki imam. Kimine zindan, kimine urgan. Beyine pranga, akla ziyan..! | |
| 869 | Dedim ki; ‘Sevgili, çayın rengi gülden,’ Dedi ki; ‘Kokusu benden.’ Hadi içelim bi çay istersen… | |
| 870 | Âgah ol; Ha Firavun ha moğol, Düşman uyur mu hiç Ey Oğul!.. | |
| 871 | ‘Torun’ dedin de; Oğuldan olan hep önde. Sahi Beyim ! Hak mı bu sence..? | |
| 872 | Şartlanmış beyin, Yığınla köle. Nedir bu doyumsuzluk; Doğuruyor habire..! | |
| 873 | Dedi ki; ‘Ne idik ne olduk?’ Dedim ki; Yokluk bu, Gam ile dolup aşk ile yoğrulduk… | |
| 874 | Oyun içinde oyun, Uyutulmuş beyin. Cananı candan ettiler, Bak cambaza Beyim!.. | |
| 875 | Hüzün Gülü; Öz yurdundan ettiler, incittiler seni Sen Sevgili, İncitmedin ki kimsecikleri!.. | |
| 876 | Pir Kulfakir der ya; ‘Çıkarma gönlünden, Dinim imanım. Sana muhtaç, sana nâlânım.’ Ey Gül Şehrindeki Gül Sultanım!.. | |
| 877 | Şair der ya; ‘Öz yurdunda parya.’ Ayasofya, Kırıldı zincirler sonunda, Öyleya kim demiş, Gönüllere vurulur pıranga!.. | |
| 878 | Ey Can dedim; İncinir, incitmezsin. Sahi sen kimsin ? ‘Bilmiyor musun?’ dedi, Vallahi Aşk olsun… | |
| 879 | Ey Can ! Kâbe dedin de; Kimi evin, kimide ev sahibinin derdinde, Gönül buya, gönül neticede… | |
| 880 | ‘Sen kimsin?’ dedi, ‘Hem ederin ne.’ Dedim ‘Hiç, hiçim işte.’ Yetmez mi bu sence..? | |
| 881 | Hoşgörü yerine, Kin yüklediler beyine. Kurbanlar sunuldu Bayım; Gölgelerin gücüne!.. | |
| 882 | Hey Hak ! Vicdandan yoksun, Şefkatten ırak, Mangalda kül kalmadı; Üfleme bırak!.. | |
| 883 | İncitmem insanı, İnan ölsemde. Gölge misali ölüm; Zaten ensemde!.. | |
| 884 | Dedim ki; ‘Yüzünde tebessüm, Sahi hep böyle misin?’ Birden öyle bir gülüverdi; İnan ömre bedeldi!.. | |
| 885 | Bahar mı gördük Beyim? Zehmeride çiçek aç dediler açtık, Açtıkta, ötelediler, ‘Buda neyin nesi?’ dediler Çünkü kördüler!.. | |
| 886 | Edep ya Seydiyaroğlu ! Hünkârım ne buyurdu; Yolki erenler yolu, İncinsende incitme kulu!.. | |
| 887 | ‘Çocuklar gibisin.’ dedi, ‘Sevimli’, dedim ki; ‘Sevgili, şımartan sensin, Suç benim mi..?’ | |
| 888 | Mevsimler misali, Fikirler çiçekler gibidir. Sahi Beyim insan insanı Niçin incitir..? | |
| 889 | İstediğin kadar gerçeği söyle, Dinletemezsin ön yargılı kişiye. Evet; Fikri sabittir neticede!.. | |
| 890 | Aşıklık töresi bu; Ta Adem’den beri. Biz hiç ayrılmadık ki, Ey Sevgili..! | |
| 891 | ‘Cahilsin’ dedi, ‘Hem kim oluyorsun sen ?’ Dedim; ‘Ben Âdem’den, Değilim ki kitap yüklü merkepten!..’ | |
| 892 | Ey Dost ; Beyine kin, Gönüle kezzap suyu döktüler. Seni bana, Beni sana düşman ettiler!.. | |
| 893 | Söyle be Hafız; Abdestin telafisi belli; Sahi insanı incitene, Ne demeli..! | |
| 894 | Nedir bu Azizim, Herşeyden şüphe, Evet şüphelisinde; Şüpheleri üzerine çekme..! | |
| 895 | Dost; Bırak şu umutsuzluğu, Nerde görülmüş aydınlığı, Karanlığın boğduğu..! | |
| 896 | Ey Dost ! Eritsede dünya potasında; Yürüyoruz birlikte sonsuzluğa. Öyle ya yeniden doğuşa..! | |
| 897 | Cemre misali, Ak düştü saçlarımıza be Usta. Eritiyor neticede, Dünya insanı potasında..! | |
| 898 | Düşün bir an; Peygamber Âdem atan, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Özün özümdür ey Can..! | |
| 899 | Dev aynasında cüce ! Bu kibrin neden ? Bulunmaz Hint kumaşı, Öldürdü gülmekten… | |
| 900 | ‘Söz dinletemiyorum ki’ dedi, ‘Hayırdır’ dedim, Birden bir of çekti; ‘Sol yanım’ dedi ve gitti… | |
| 901 | Azizim aşk bu; Akılla tartma, Akıldan çıkarsın sonra!.. | |
| 902 | Evet; Mor çiçekli, çam kokulu dağlar, Şehirden uzakta, Orada bir köy var… | |
| 903 | Doyumsuz hırs, Nedir bu gayret ? Buyrun mutluluk; Al sana cinnet..! | |
| 904 | Edep ! Kim demiş? Bilmem ne demek, Evet haddini bilmek, İncinip incitmemek… | |
| 905 | Derler ya; ‘Edep yâ hû’ Evlat işte mesele bu..! | |
| 906 | Ey Dost; ‘Sanatçı’ dedin de, Dokunur gönlümdeki bam teline ! Herbiri Davudî sesiyle… | |
| 907 | Evet ‘Sanatçılar’; İnsanlığı kucaklayan, Birer gönül elçileridir.’ Dedi Şair… | |
| 908 | Aldırma be Usta; İncitmediklerimiz, İncitti bizi sonuçta!.. | |
| 909 | Ey Can; Küçümseme, hele bi dinle. Görüşü ne olursa olsun, O bir insan neticede!.. | |
| 910 | Masum bakışlı çocuk, Gözleri boncuk, Sen şefkat çiçeği, Gül dalında tomurcuk!.. | |
| 911 | ‘Yine daldın, dedim deryalara,’ Eğdi başını sol yanına, Söyle dedi Kirve söyle; Ne yaptık ki biz bu vefasızlara..? | |
| 912 | Etliye karışma, Sütlüden kaç. Bayım ahraz kölenin, Acep pahası kaç..? | |
| 913 | Sevgili ! Sahi neydi o öyle ? Taş çıkarttın güllere, O inci gülüşünle… | |
| 914 | ‘Ömür’ dedim ‘ömür, İki hece.’ Dedi ki; Madem öyle, Bir çay içelim mi Misafirce..? | |
| 915 | ‘Hayvan’ dedi ‘hayvan’, Bayım o da bir can. Hani merhamet? Bu nasıl insan..! | |
| 916 | Tüm mahlukat, Değil mi Hak’tan? Aman ha Evlat; Şefkatli davran..! | |
| 917 | Herşey zıddıyla; Yunus’da lazım, Kasım’da lazım. Dünya bu, aldırma Cancağızım..! | |
| 918 | ‘Dertlisin’ dedi ‘Söylesene yoksa şair misin’ Dedim ki; Dert söyletir, bilmez misin..? | |
| 919 | Bayım; Çile ile yoğrulmuş hamurumuz, Görmedik ki; Baş koyacak bir omuz..! | |
| 920 | Rehberim; Gülyüzlü örneğim, İşte beynim, Sana emanet öğretmenim..! | |
| 921 | Ey Oğul; Bırak kim ne derse desin, Sen insanoğlusun. İçin hak dışın halkla olsun..! | |
| 922 | ‘Parodi’ dedi Şair ‘parodi’ Evet güzel sanat, Bu ne çehre, bin parça surat ? Gülsün yahu hadi Gül ,dünyaya inat..! | |
| 923 | Usta be ! Ölüm öldürülmemişken, Vakit öldürüyoruz, Fikir ayrılığı yüzünden..! | |
| 924 | Aman ha evlât; Tökezledi mi bir devlet, Biner tepesine, Yetmiş iki millet..! | |
| 925 | Bak evlat ; Aşk yolu bu Taşlasınlar bırak. Kaldımı çiğ yanımız Asıl sen ona bak..! | |
| 926 | Ey Can ! Sevgi insanın özündedir; Görene! Dile ne hacet; Bilene..! | |
| 927 | İyi niyetimizden vurdular usta… Evet iyi niyetimizden ! Ödümüz kopardı oysa incitmekten… | |
| 928 | Sen Çamur adam; Nedir bu gıybet ? Bu ne iftira, izi kalsada. Kim demiş güneş, Sıvanır balçıkla..? | |
| 929 | Ömrünü verdin, Eline ne geçti ? Dedim; Birden başını eğdi, gülümsedi, Mecnun misali mi ? Dedi… | |
| 930 | Beyninde kin, Zihninde su-i zan ! Bu nasıl bir salya ? Hep bir ağızdan… | |
| 931 | Hani derler ya; ‘Kaşın çeğmelenmiş kiprik üstüne’ Sevgili ! Beni benden aldın İnci gülüşün ile. Sahi neydi o öyle ?.. | |
| 932 | Ey oğul ! Toprak hamurun, Aşktır suyun. Aman ha evlat; Kıymetini bil yurduyun..! | |
| 933 | Ve şair ekledi; ‘Taş çıkarttın güllere’ dedi, O gülüşün ile sevgili… | |
| 934 | Hani Şair der ya; Korkma ! Aman ha Evlât ! Sahip çık bu cennet Vatana. Selâm olsun, ‘Ya İstiklâl ya ölüm.’ diyen, Şanlı atama..! | |
| 935 | Şöyle bir baktı, ‘Nerelisin?’ dedi, ‘Norüyon?’ dedim anladı, ‘Gurban olurum.’ dedi, ağladı… | |
| 936 | Mehdi mi? Gelirse eyvallah. Bak işte geldi Rasulullah. Bunca ulema, nice evliya; Bilmem ki, yetmiyor mu sana..? | |
| 937 | Bu nasıl bir incelik, Yahu güldürme. Gül koklamak yerine, Laf sokarsın habire..! | |
| 938 | Birden alaylı çehresiyle; ‘O kim ki?’ dedi öyle, Dedim ki; ‘O bir insan yetmez mi sence..?’ | |
| 939 | Hadi kör, Bari nankör olmasa. Ne yapsak, ne etsek, Yaranamadık be Usta..! | |
| 940 | ‘Fikirler’ dedi, ‘Mevsimler misali.’ Dedim ki; Sevgili, Bunca çiçekler, Niçin sürgün yedi..? | |
| 941 | Devlet bu ! Hem ekmeğini ye, Hem de diş bile. Sahi Bayım; Bu doğru mu sence..? | |
| 942 | Evet hoyratlık ! Herşeye bahane. De hele kirve; Kader mi bu sence..? | |
| 943 | Aldırma be Evlat; Hani ‘Başka kapı varmı ki?’ demişti, Evet zaten gidecekti..! | |
| 944 | Dost, der ya Aşk Eri Nesîmi; ‘Vay başıma!’ Evet Bayım alıştık, Bunca münkir taşına..! | |
| 945 | ‘Niyetli misin?’ dedi, ‘İyi niyetliyim.’ dedim, Gülümsedi; Gül yüzlü sevgili… | |
| 946 | Kul ve yol, Der ya Nesîmi; ‘Minnet eylemem.’ Beyim işte söylem. Başka birşey bilmem… | |
| 947 | Yaprak düşecekse, Sonbahar bahane. Ey Can üzülme; İnsan bu neticede… | |
| 948 | ‘Çay mı dedi kahve mi ?’ Dedim ki Sevgili; ‘Şekeri senden mi ?’ Bir gülüverdi, Dedik ya; Bin ömre bedeldi… | |
| 949 | ‘Bi fırsat, bi bahane.’ Derken içten içe, Demez mi Sevgili birden bire; ‘İçelim mi birlikte bir kahve ..?’ | |
| 950 | ‘Eskici’ dedim, ‘eskici !’ Döndü birden, Dedim ki ‘Yıpranmış gönül de alır mısın ?’ ‘Ücreti ?’ dedi, ‘Bir tebessüm’ dedim, Gülümsedi… | |
| 951 | ‘Alevi misin?’ dedi. Dedim ki; ‘Âşığa mezhep mi sorulur Sevgili ?’ Bir gülüverdi, Gülüşü bin ömre bedeldi… | |
| 952 | Sahte mutluluk, Sınırsız alem. Sanal’ dedi ‘sanal’, Biricik ailem..! | |
| 953 | ‘Kahve’ dedim, ‘Bi kahve içelim mi ?’ Gülüverdi, neşelendi; ‘Kırk yıl geçse, unutmam bugünü’ dedi Sevgili… | |
| 954 | Beyim ; İblisi iblis yapan ahlaksızlığı değil, Çok bilmişliğidir… | |
| 955 | Evlat ; Maddeye tapanlardan merhamet beklemek, İblisten sadaka beklemeye benzer..! | |
| 956 | Sen kuru bilgi, semiren benlik, Bu ne kibir, nedir bu bencillik ? Hani merhamet, nerde şefkat, Aşksız bilgi, işte cahillik..! | |
| 957 | Nedir bu kin, ne bu hınç ey vefasız ? Ne yaptı ki sana sevmekten başka ? Sen şefkatsiz gönül, çürümüş beyin. İdris mi İblis mi bilmem ki ne deyim..! | |
| 958 | Garip geldi, garip gidiyor hak olan, Anlamaz ki basireti kör olan. Sen Ey Hakk adına saldıran, Yolun hak ise hani şefkat be adam..! | |
| 959 | Dedim ki; Ey Zat, ne olur merhamet, biraz da şefkat. Dedi ki; Vay seni mürted..! | |
| 960 | Ahsen-i Takvim üzere yaratılan insan, Elestü’den kalkıp dünyada imtihan olan, Buyurdu Gül Muhammed Mustafa’m; ‘En hayırlı insan, insanlara faydası olan’… | |
| 961 | Gaffar olan Allah affetse bile, ‘Hayır ben affetmem.’ diyorsun. ‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.’ Zavallı, bunu bilmiyor musun..? | |
| 962 | Yatanı sever mi Allah ? ‘Veren el alan elden üstündür.’ buyurmadı mı Rasulullah ? Öyle ise haydi bismillah… | |
| 963 | Eşref-i mahlûkât olan, Hakk’ın en güzel eseri insan, Gönlün sevgiyle dolsun, Bayramın bayram olsun … | |
| 964 | ‘Sadece benim yolum hak.’ ‘Olur mu benim ki en büyük Zat.’ ‘Olmaz, hani ayet, sizin ki bid’at.’ Nasıl kardeşlik bu heyhât..! | |
| 965 | Mübin olan bu din, Tekelinde mi senin ? Ben ‘Elif’ dedim, Sen ‘Vav’ı beğenmedin..! | |
| 966 | Hele bir söz et Hak Dostlarından, Biri ayet ister, diğeri gerici der. Görse bunları Pîrim Hacı Bektaş, Aşık Yunus Bilmem ki acep ne der..? | |
| 967 | Senin kaç tane yüzün var bir baksana bana ! Yakışır mı ikiyüzlülük Allah’ın güzel kuluna ? Bak ne diyor Aşk Eri Mevlana; ‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.’ Hadi Allah aşkına… | |
| 968 | İblis diyor ki ‘Ben’ Sen diyorsun ‘Ben’ Etme boğulursun benlik bataklığında, ‘Ben’ dedikçe sen..! | |
| 969 | Muhammed’dir muhabbet, En güzel huyu şefkat. Bürünürsen ahlakına, Ne gam kalır, ne de dert… | |
| 970 | Firavun ve Karun’un altın, akçesiyle, Aşk pazarından dervişlik elbisesi satın alınmaz..! | |
| 971 | Niçin sadece benim yolum haktır deyip Hak’ka giden yolları çok bilmişlik ve kibir ağıyla örmeye hatta inkara yelteniyorsun? Sahi ne oldu İblis’in sonu bunu bilmiyor musun..? | |
| 972 | Dünya’nın dönmesi insanlara fayda, Vefasızın dönmesi kendine zarar verir..! | |
| 973 | Rabb’imizin Settar ve Gaffar olduğunu bilipte, başkasının kusuruyla uğraşan, kendi ayıp ve kusurunu görmeyenden daha şefkatsiz ve basiretsiz kim olabilir..? | |
| 974 | Ey Can; Neden ‘Niçinlerle’ vakit geçirirsin? Demez mi Erenler: ‘Yolumuz dikenli ayağını seven gelmesin..!’ | |
| 975 | Evet; İnsan hakları güya, Hadi gül oyna. Koşun dünya çocukları, Mutluluk şarkısıyla… | |
| 976 | Ey Dost ! Unutur mu çelik, aldığı suyu, Kim demiş; Aydınlığı karanlığın boğduğu… | |
| 977 | Dost; Hadi asma çehreni, Burası dünya. Bir varsın bir yoksun, Ömür bu; Kısacık sonuçta… | |
| 978 | Beyim nedir bu kin, Bu nasıl bir zehir ? Kimi mideden, Kimi beyinden zehirlenir..! | |
| 979 | Bu nasıl bir taassup, Bildiğini okur. Beyninde örümcek; Durmadan dokur..! | |
| 980 | Her aşık da yazar amma, Seydiyarim aciz başka. Çok mürşitler gördüm amma, Can Köprücüm bir başka… | |
| 981 | Hizmet etti Gönül Erine, Kutb-u Zaman Köprücü’me, Ne mutlu Hamdi Baba, Sen Çamancızâde’me… | |
| 982 | Bab-ı Umutlu beldesi, Yeşil Sultan künyesi, Hakk vermiş ilm-i Vehbî, Evet, zamanın Adviyesi… | |
| 983 | Mahsenli’min bendesi, Gül kokuyor tekkesi, Hamzalı’da kendisi, Nuri Dedem türbesi… | |
| 984 | Ey Dost; Bırak şu post derdini, Bir varsın, bir yoksun. Yazık, varsın oyalansın dursun..! | |
| 985 | Ey Dost ! Akıl nimettir bilene elbet, Heyhât; Dolu beyin kin ve nefret..! | |
| 986 | Sahi nedir bu kibrin, bilgin. Acep ne oldu sonu İblis’in..? | |
| 987 | Beyim; İlmin, bilgin güzelde; Merhamet, şefkat nerde..? | |
| 988 | Beyim; İlim bilmektir, Bilmem ki kibir ne demektir..? | |
| 989 | Hakk’ın eseri insan, Ezelî nurdan. Ebede yolculuk; Haydi davran..! | |
| 990 | Zihninde benlik, neylesin beyin? Güzel olan ahlaktır, sûret değil..! | |
| 991 | Sevmese yaratmazdı güzeller güzeli Rabbimiz. Bizi bize bırakırsan acep ne olur halimiz..! | |
| 992 | Ankara’da Gül Baba, Evet yol ortasında, Hacı Bayram dedik ya Dost; Hemen yanıbaşında..? | |
| 993 | ‘Aşk’ dedim gerildiler, ‘Kıyıyorsun, kıyılıyoruz, kıyamıyoruz.’ dediler. Oysa kıyan tabip, kıyılan hasta idi bilemediler, Yazık öylece çekip gittiler… | |
| 994 | Ey Dost; O’ndan geldin, O’na yolcusun. Verirken sordu mu, alırken sorsun..? | |
| 995 | Ne bu hırs azizim, Habire incitirsin. Kul bu kusursuz olmaz, Sen kusursuz musun..? | |
| 996 | Aşk evveli, Sonsuz ahiri, Ey Vedud olan Sevgili, Bırakma bana beni… | |
| 997 | Evlat; Sen yeterki çiçek ol, Bal arısı bulur bir yol. Gelirse merkep arısı, Gel sabret, oda bir kul..! | |
| 998 | Ey Evlat ; Demir bükülmez ise hizaya gelmez, Çile çekmeyen elbette pişmez..! | |
| 999 | Asla ümit kesme Evlat, Gaffar’dır çünkü Hak, Sevmese yaratmazdı, El-Vedud olan Rab… | |
| 1000 | Ey Dost! İblis asla vazgeçmez senden, Sen niçin ümit kesersin ki Şefkatli Sevgiliden… | |
| 1001 | Ey Belh’linin Hamuşu; Herkes seni anlasaydı, Her mahallede bir Mevlana olurdu. Dedik ya dost; Huu Huu, evet doğrusuda bu… | |
| 1002 | Gündüzünde rahmet, Gecesinde kandil var. Ey Canlar; Mübarek olsun üç aylar… | |
| 1003 | Göz ki, bürümüş kin. Merhamet nerde ? Sahi Beyim; Bu ip kimin elinde..? | |
| 1004 | Ezelde dedik ya ‘Beli’ Sanat ki ezeli, Evet Bayım; Değil mi insan en güzeli..? | |
| 1005 | Bürümüş dünya, Habire sırtlan. Saray virane, Bakar mı Sultan..? | |
| 1006 | Ey Mevlana’mın Hamuş’u,Hak Şems’i, Değil miydik gönlünde, ezelde, elestüde? Söyler isek bak bekliyor Kasım, Elinde yağlı urgan ile..! | |
| 1007 | Baksana Bayım; Aynadır O sana Yaratılanda güzellik, Kusuru kendinde ara..! | |
| 1008 | Günahından dolayı mahçup olan kul; Ayıplayandan üstündür ey Oğul..! | |
| 1009 | Kaskatı kalp, Nedir bu surat ? Nerdesin sevgi, Sen Ey Şefkat..! | |
| 1010 | Kaf dağında burnun, Nedir senin derdin ? Etme be Azizim, Arşa çıktı zulmün..! | |
| 1011 | Ey Can: Körlük gözde değil, gönülde. İşte Medine, Sahi Karen nerde..? | |
| 1012 | Dünya bu ! Eritir potasında insanı. Azizim ; İncin ama incitme, Cümle can taşıyanı | |
| 1013 | ‘Şeker’ dedim, Gülümsedi. ‘Anladım; Şükür’ dedi Sevgili… | |
| 1014 | Burda misafirsin, Ebede gideceksin. Aman ektiğine dikkat et, Orda biçeceksin..! | |
| 1015 | Binmiş benlik atına, Dolu dizgin baksana. Ağız dolusu salya, Aman evlat sakın ha..! | |
| 1016 | Bir canda iki ten, Gül annem; goncası ben. Dağ gibi sığındığım, Sensin annem sen..! | |
| 1017 | Nedir bu benlik, Nerden bulaştı bize ? Ne yapmıştı ki atamız, Kovulmuş iblise..? | |
| 1018 | Can bu; Canana vefasızlık eder mi? Ey cibilliyet; Sence bu kader mi..? | |
| 1019 | Kaskatı kalp, Hani yaratılana şefkat ? Sen asık çehre, Söyle merhamet nerde..? | |
| 1020 | Elestü, evet Galu Bela! İmtihan sahasıdır bu dünya, Ne çileler çekti bunca enbiya. Öyle ya; İpe çekilmedimi Mansur aşk uğruna..? | |
| 1021 | Ey Can Ezelden ebede gideceğiz, Hangi peygamber güldü ki, biz mi güleceğiz, Öyle ya O’ndan geldik, O’na döneceğiz… | |
| 1022 | Evet, Ey Dost; Bir yol ki uzun ince, Biter birgün gündüz-gece, Aşk söyletir hece hece, Der ya; ‘Gidiyorum gündüz gece.’ | |
| 1023 | Aman ha Oğul ! Düştünmü dara, Muhtaç olursun ona, Devlet bu evlat; Babadır sana..! | |
| 1024 | Evet! Boynunda urgan, Körpecik fidan. Bu nasıl bir salıngaç; Gah sağdan, gah soldan..! | |
| 1025 | Ey Dost! Vatan dedin de; Her biri ayrı ırktan gözükse de, Diz çöktüremezler bu asil millete..! | |
| 1026 | Evet ölümsüz fikir, Ebede giden. Beden bu Bayım; Ölecekti zaten..! | |
| 1027 | Onu ret, bunu ret. Bu nasıl bir davet; Sen ey taassup ! Nerde merhamet..? | |
| 1028 | Vefasız bu vicdan olmaz, Münkire meşrep sorulmaz. Der ya Aşk Eri Mevlana; ‘Kula vefası olmayanın, Hakk’a vefası olmaz.’ | |
| 1029 | O bir ayna, Ne yaptı ki sana? O sensin, Sormadı ki seni sana… | |
| 1030 | Nedir bu benlik ? Hani Harun, ne bu Karun. Sanırsın Musa; Bakarsın Firavun..! | |
| 1031 | Gül Muhammed’im, Sırtındadır gülcüklerin. Ey şefkat peygamberim, Şefaatini dilerim… | |
| 1032 | Dost; Burası dünya, evet bir saha. Kul imtihanda, Görünüş mü, sakın ha ! Bekle bak sonuna… | |
| 1033 | Ey Can; Nedir bu hüzün ? Ölmeyeceksin. Ezelden geldin, ebede gideceksin..! | |
| 1034 | Ey Dost! Emek dedin de; Kimi işçi, kimi işveren. Alnımızın yazısı silindi Beyim terlemekten..! | |
| 1035 | “Hani der ya; ‘Ayın şavkı vurur sazım üstüne.’ Dost! Dokundun yine gönlümdeki bam teline. Öyle ya, Gül mü koklanır hiç; Gül’ün üstüne…” | |
| 1036 | Ey Can; Bırak kim ne dedi, Aşk’a hudut olsa idi, Mansur ipe çekilir miydi..? | |
| 1037 | Ey Can ! Gülsün işte, Aldırma dikene, Gül dedin de; Gülden köre ne..? | |
| 1038 | Çilem ! Nedir bu çehren ? Hadi gül, Biricik gültanem… | |
| 1039 | Derler ya; ‘Terk et Leyla’yı, Mevla’yı bulursun.’ Etme Beyim, Züleyha’yı Yusuf’ta nasıl görürsün..? | |
| 1040 | Katı kalp, Kaf dağında burun. Söyle Bayım; Kimde bu sorun..? | |
| 1041 | ‘Sen’-‘Ben’ Sahi neden ? Ne istiyor iblis; Peygamber Adem’den..? | |
| 1042 | Sinsi dost, Evet menfaat. Öptü alnından iblis heyhat..! | |
| 1043 | Gül aşktır bilene, Vefasız takılır dikene, Gül, çile Ey Dost; Aldırma yan çizene..! | |
| 1044 | Azdırdı dünya Firavun’u, İşte Karun’un sonu ! Bilmem ki rahatlık bu mu ? Sabret oğul, çile pişirir kulu… | |
| 1045 | Ön yargı, suizan! Değil ki Haktan. Nedir bu hınç ? Gel etme Ey Can..! | |
| 1046 | Tepegöz, Bulutta burun. Benlik çukuru bu, Bayım şöyle buyrun..! | |
| 1047 | Sonsuzluk, evet nesine, Büründü Karun elbisesine, Huzur mu, Heyhat! Tam tersine… | |
| 1048 | Ey Can ! Seven sevilir, sevmeyen ne bilir ? El-Hubbilillah, Sevgiyi niçin yarattı Allah..? | |
| 1049 | Şefkatsiz gönül, Nedir bu riya ? Hani merhamet; Çok bilmiş ya güya..! | |
| 1050 | Çatladı hırsından, Dedi; ‘Sen kim oluyorsun?’ Dedim; ‘Sormuştu iblis, Sahi sen bilmiyor musun..?’ | |
| 1051 | Bugün Cuma ! Hızır yanına uğraya, Sır kapıları açıla, Haydi Mübarek ola..! | |
| 1052 | Dünya imtihan yeri, Kim demiş ebedi? Zindandır buyurdu; Evet Çile Peygamberi… | |
| 1053 | Görmeden sevdin, Şükür ki görmedin. Sen kusurcu göz, Nedir senin derdin..? | |
| 1054 | De hele kirve; Sevmediği halde seviyorum diyene, Sahi; Ne demeli sence..? | |
| 1055 | Dedim; ‘Dost, yoldaş dediğin nasıl olmalı?’ Birden tüm heybetiyle; ‘Omurgalı durmalı dedi omurgalı..!’ | |
| 1056 | Ey Can; Göz aydınlığıdır yeşillik. Kopsun kıyamet, Sen yinede bir fidan dik..! | |
| 1057 | Tutsak beyin, Zihinse köle. Cellat bu Beyim; Bu muhabbet niye..? | |
| 1058 | ‘Kimsin?’ dedim, ‘Şems’im Evet Şems’ dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim; Gülümsedi ‘Güneş misali’ dedi… | |
| 1059 | Ey Dost ! Sevgi eksildimi gönülde, Göz kusur görürmüş, En sevgilide… | |
| 1060 | Beyim; Kanbağı dedik, Candan öte sevdik. Sevdik, sevdikte, Bunca taşı biz bizden yedik..! | |
| 1061 | Benlik ateşi bu, Buyrun iblisin sonu. Hû dedik dost hû; Evet doğrusu bu..! | |
| 1062 | ‘Kimsin?’ dedi, ‘Bilmem ki.’ dedim. Birden aldı benden beni, O meçhûl Sevgili… | |
| 1063 | Dost! Hadi üzülme, ‘Hâlden anlamayan dilden anlar mı?’ dedi, Aşkın Güzelciği Sevgili… | |
| 1064 | Tek tip fikir, Taassupda zirve. Buyrun parodi; Gül gülebildiğince..! | |
| 1065 | Ey Can ! Ateşten denizi , Mumdan kayıkla geçmek istersen; Sevginde samimi ol. Düşünürsen, işte en güzel yol… | |
| 1066 | Rakibin, Yenebilirsin. Tevazu Adem’in, Kibir iblisin. Biz nebilek Beyim, Sen bilirsin..! | |
| 1067 | Hani inanmıştık, Sahi nedir bu bıkkınlık ? Dost kalk ayağa, Yolun sonu aydınlık..! | |
| 1068 | Evet, ilim bilmektir, Beyim asıl mesele; Beyine ilmek ilmek sevgi örmektir… | |
| 1069 | Dost; Biri Halil diğeri Kaypakkaya. Söyle be Usta; Ne yaptıki bunlar nemrutlara..? | |
| 1070 | Evet, der ya Mahsuni; ‘Bazen acılardan al ilacını.’ Aldırma Dost; Pişirsin acılar çiğ yanını… | |
| 1071 | Unutma Evlat; Eden kendine eder, Uzattığın el senindir, Elbet sana döner..! | |
| 1072 | Nasıl bir ilgi, ‘Nerelisin’ dedi. Dedim ki ‘Oralıyım’ Birden gülüverdi, ‘Bende oralıyım.’ dedi Ay yüzlü sevgili… | |
| 1073 | İncittin incitmesine de, Sahi bu körlük niye ? Hadi körsünde; Bari nankörlük etme..! | |
| 1074 | Dedim ki; ‘Sahi bu kördüğümde neyin nesi?’ Birden gülümsedi; ‘Aşk olsun Aşk’ dedi, Ay yüzlü sevgili…. | |
| 1075 | ‘Kasım’ dedi Şair ‘Kasım’ Tutula dursun onca yasın. Sen ey Şanlı Çınar; Sonsuza uzamaktasın..! | |
| 1076 | Bu nasıl bir bilmece; Hem yaşasın, hem kahrolsun, Beyim anlayana aşk olsun..! | |
| 1077 | Ey Dost; ‘Sol yanım’ deyince; Dokunur gönlüme bir seher yeli inceden inceye. Sevgili bu; En sevgili neticede..! | |
| 1078 | Kim demiş, Köşesinde oturdu peygamber ? 23 yıl, bunca sefer, Öyle ya; Aşıktır gayrete kader..! | |
| 1079 | Zihninden bağlı, Zincirsiz köle. Buyrun hürriyet; Gül gülebildiğince..! | |
| 1080 | Yazık ! Bir fikir için, biri diğerini yedi. Birden bir gülüş; ‘Aferin çocuklar.’ dedi… | |
| 1081 | Sevgili; Usandık aşksız gönüllere gül ekmekten. Evet, Her biri bir parça kopardı can evimizden..! | |
| 1082 | Dost ! O bir insan, Senin fikrin sana, onun ki ona. Öyle ya; Tek tip olacak değil ya..! | |
| 1083 | Aşıklık töresinde, Mazarette neyin nesi ? Al sana kuru laf; Buyrun peynir gemisi..! | |
| 1084 | Ve Şair; ‘Zaman’ dedi ‘zaman’ Evet zamanla sınırlı insan, Gel gör ki biri diğerine düşman..! | |
| 1085 | Önce söv, Sonra kan bağı de. Usta be ! Âdem iblise ne etti sence..? | |
| 1086 | Birden; Döküverdi inci tanelerini gözlerinden, ‘Söyle’ dedi Sevgili; Ne ister bunlar; Tertemiz gönüllerimizden..? | |
| 1087 | Dört duvar arası, Devasa odalar. Söyle be Usta; Analar niçin ağlar..? | |
| 1088 | Dedim ki; ‘Ne de çabuk bıktın öyle!’ Birden sırıtı verdi, Alaylı çehresiyle. Evet! Dev aynasında minicik cüce..! | |
| 1089 | İncindik be Dost ! Bir kere incitmedik. ‘Kusurlu’ dediler; Biz hep kusursuz sevdik… | |
| 1090 | Dost; Nedir bu hüzün ? Hadi üzülme, Vefasız bu adı üstünde. Evet; Kim bilir tasması kimin elinde..! | |
| 1091 | Belki dedik, Dost belki. Fıtrat bu Beyim, Değişmez ki..! | |
| 1092 | Dedim Dost; ‘Devrimci derviş de ne demek ?’ Dedi; ‘Deli Deniz boynunda ilmek. Hakk dedin mi de halkı incitmemek.’ | |
| 1093 | Dost; Dünya sahnesi bu, Kısacık ömür, iki hece. Açılır birden bir perde, Evet seyrederiz birlikte..! | |
| 1094 | Zirvede benlik, Bilmem ki acep niye ? Beyim merhamet etmeyene, Edilir mi sence..? | |
| 1095 | Ey Can ; Yolculuk, evet Ta Kalu Bela’dan. Geçiyoruz birlikte bak, Geçici dünyadan… | |
| 1096 | Görüş ayrılığı deyip, Vakit öldürmek yerine Keşke gönül verseydik, Şu en güzel söze; Evet ‘İstikbal Göklerde’..! | |
| 1097 | Dedim ki; ‘Devrimci derviş, Affetmek nedir sence ?’ Dedi ki; Ezilen çiçeklerin kokusudur bence..! | |
| 1098 | Beyim insan bu; Melek değil ya. Bak, bakta, Kusura bakma..! | |
| 1099 | Hani der ya Şems’imin eseri, Aşk Eri Mevlânâ; ‘Küsmek için bahaneler arayacağınıza, sevmek için çareler arayın.’ Öyle ya, zaten bir ve beraber değil miydik; Bezm-i Elestü, Kâlû Belâ da? Peki niçin bir tebessümü bile esirgiyoruz misafiri olduğumuz şu geçici dünyada? Gelin etmeyin, eylemeyin; Yunus gibi sevelim, sevilelim. Hünkârımız gibi incinsek de, incitmeyelim. Yarın ne der atamız Peygamber Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İffetli Meryem’in oğlu İsa, Tebessüm etmek sadakadır buyuran; Can Muhammed Mustafa (salavatullahi aleyhim ecmain) | |
| 1100 | Evet; Simit sarayından, Gönül sarayına. Aşkın güzelciği Züleyha, Aşk olsun seni anlayana..! | |
| 1101 | Özünden kaçış, Tabana kuvvet. Nedir bu taklit ? Doğrusu hayret… | |
| 1102 | Evet; Taht kurmuşlar göklere, Dev dev adamlar. Misket kavgasıda nedir ? Etmeyin çocuklar..! | |
| 1103 | Semiren benlik, Höykürdü birden; ‘Ben dedi Ben’ Eyvallah etmem..! | |
| 1104 | Evet; Burası dünya, O’ndan O’na, Ne olursan ol, Yolculuk sonsuzluğa… | |
| 1105 | Dost; Değer verdik diye mi acep değersizleştik ? Bunca taşı biz en sevdiklerimizden yedik..! | |
| 1106 | ‘Sahi bu saz da nedir?’ dedi, Dedim ki; Yurdumun töresi, Gönül dağının sesi, Şimdi sen söyle; ‘Bu kör beyin de neyin nesi..?’ | |
| 1107 | Aldırma be Oğul ! Dedik ya; O’ne olursa olsun, Sen insanoğlusun..! | |
| 1108 | Birden ‘O kim ki?’ dedi kibrinden, ‘Bilmem ki’ dedim, İblis ne ister Peygamber Adem’in neslinden..? | |
| 1109 | Evet; İnsanda beyin, Sen biricik örneğim. Sana selam öğretmenim..! | |
| 1110 | Evet; Bilge, bilgin, Körpecik beynim; Sana emanet öğretmenim..! | |
| 1111 | Birden minicik çehresiyle, ‘Anne’ dedi ‘Anne’ Çocukları hep küçük kurşunla mı öldürürler sence..? | |
| 1112 | ‘Fikir ayrılığı’ dedin de; Didişirken biri diğeriyle, Birden bir semirmiş gövde; ‘Oturun’ dedi ‘oturduğunuz yerde’..! | |
| 1113 | Dost ! Aşka akılla ulaşılsaydı, Sahi; Darağacında Mansur’un ne işi vardı..? | |
| 1114 | Söyle be kirve ; Fikir ayrılığı deyip vakit öldürmek yerine, Birlikte birşeyler üretilmez mi sence..? | |
| 1115 | Zift gibi karanlık, Diş biler devler, Menüde kanarya; Aman ha beyler..! | |
| 1116 | ‘Ana’ dedi ‘Ana’ Öyle ya; Yüklenmiş kâinat sırtına..! | |
| 1117 | Evlat; Sevki, sevdiresin. Bilmez misin ? Sevmeden sevdiremezsin… | |
| 1118 | Çileyle yoğrulan, Gölgesi sığınağım, ömrünü bana adayan, Derler ya ; ‘O adam benim babam..!’ | |
| 1119 | Ben’ dedi ‘Ben’ Kibrinden. Birden tarifsiz bir ses; ‘Sen’ dedi öyle mi ‘Sen’..? | |
| 1120 | Bilmem ki dost; Bu hazımsızlık neyin nesi ? Ne yana dönsem, İblisin kin dolu nefesi..! | |
| 1121 | Gül gibiydi, Gül dedim Gülce, Gülüverdi birden, Evet ‘gül’ deyince..! | |
| 1122 | Sahi Beyim; İblis haddini bilseydi, Bilgisi başını yer miydi..? | |
| 1123 | Binbir surat; Herkese farklı. Öldürücü zehir, Zihninde saklı..! | |
| 1124 | Evlat ! Bi şekilde karnın doyar. Sağlığın yerinde değilse, Dünya senin olsa neye yarar… | |
| 1125 | Bunca beyin, Kemirdikçe sevin ! Sömürü dedin de; Bu nedir ki Beyim..? | |
| 1126 | Evet; Sağlıklı yaşam, Ne güzel nimet. Şifacı ele, Niçin bu şiddet..? | |
| 1127 | Bir bardak su, Bu nasıl bir fırtına ? Bin batman çamur, Vurun garibin sırtına..! | |
| 1128 | Ve Şair ekledi; ‘Seven sevdiğini, gönlünde büyütmeli’ Dedi Sevgili… | |
| 1129 | Dün gitti Dost, Bugün de gidecek ! Hadi üzülme; Yarın güller de gülecek… | |
| 1130 | ‘İncelik’ dedi, ‘İncitmemek’ dedim. Gülüverdi; İnce ruhlu sevgili… | |
| 1131 | Dedimki sevgili; ‘Yaşamak nedir sence?’ ‘Aşk dedi aşk’ Aşkı anlamalısın önce… | |
| 1132 | Ne arar ne sorar; Bulunmaz hint kumaşı, Kendini birşey sanar..! | |
| 1133 | Ne yapayım dedi; ‘Mecbur kaldım.’ Dedim ki; ‘Aşkı anlasaydın taş atana inat gül atmazdın..!’ | |
| 1134 | Safran’ dedi Şair; Safranbolu Gül misali, safran kokulu lokumu. ‘Anadolu’ dedik ya Beyim, İşte Anadolu… | |
| 1135 | Ben ‘aşk’ dedim, O ‘aklım’ dedi. Höykürdü bir benlik; Evet aklı başını yedi..! | |
| 1136 | Ey Can ; Hadi aldırma, Öyle ya; Belkide o layık değildi sana..! | |
| 1137 | Kalburla güneş taşırsın’ dedim öyle mi ? Birden gülümsedi; ‘Çok işim var oyalama beni’ dedi… | |
| 1138 | Evet ! İster gece, ister deniz rengi. Ey Sevgili; Gören gönül gözü değil miydi..? | |
| 1139 | Bir lokma ekmeğin hesabını yaptılar. Hesapsız sevdik Usta, hesapsız sevdik, Biz ince hesabı nereden bilecektik..! | |
| 1140 | Ben’ dedi ‘Ben’ ‘Eyvallah etmem!’ Birden; ‘Bana bak! dedi iblis, Ortaklık istemem..!’ | |
| 1141 | Maya bu, Cibilliyet ! O ne ederse etsin, Evlat sen idare et..! | |
| 1142 | Derler ya; Vefası olanın, vedası olmaz ! Evlat; ‘Dost’ dediğin öyle kolay kolay bulunmaz..! | |
| 1143 | İnsan bu Bayım; Kimi yaralar, Kimi yarayı sarar… | |
| 1144 | Onca yıl gönlümüzde taşıdık diye, Alıştık be kirve; Alıştık bunca salyalı dile..! | |
| 1145 | Bu nasıl bir ölçü, Beyinsiz köle. Sığar mı sonsuzluk, Minicik yere… | |
| 1146 | Gönlümüzde taşıyıp, Ömrümüzü verdik Usta ömrümüzü, Gel gör ki; Çok gördüler bize bir güleryüzü… | |
| 1147 | Altın bu’ dedi, Ne işi var hurda tezgahında ? Dedim ki; Altın olmaya altında, Ehline düşmemiş be Usta… | |
| 1148 | Ey Can; Melekte olsan, ‘Nedir bu kanat sesi’ derler. Sen ‘Aşk’ de, Bırak ne derse desinler..! | |
| 1149 | Evet; Zift gibi beyin, Yüzünde keder. Ömrünü versen, Canını ister..! | |
| 1150 | İncelik’ dedim, Gülümsedi, ‘İncitmemek’ dedi Biricik Sevgili… | |
| 1151 | Ey Can; İstediğin kadar güçlü ol, Evet beyinlere girebilirsin, Ancak gönüllere giremezsin..! | |
| 1152 | Çamurdan çıkarttıklarımız Çamur attı be Usta. Evet; Güneş balçıkla sıvanmasada..! | |
| 1153 | Mutluluk şarkısı, Issız peyke. Gayesiz beyin; Yığınla gövde..! | |
| 1154 | Birinin değer vermediğine, Bir diğeri canını verir. Beyim bu körlük değilde nedir..? | |
| 1155 | Dünya bu dost; Tüm rakiplerini yok etsen mutlu değilsin, Sen, Evet tek başına bir hiçsin..! | |
| 1156 | Dedim; Sevgili, ölüm nedir sence ? Dedi ki eğer ölmüş ise gaye, Beden ölse ne ölmese ne..! | |
| 1157 | Beyim kulsun. İbadet, zaten senin. Bilimde yarış, Bilmem ki; Var mı bir eserin..! | |
| 1158 | Dost; Ezelden, ebede, Yolcuyuz neticede. Kaderimiz bir, Kader birliği etmişcesine… | |
| 1159 | Bu ne hal’ dedi, Alaylı çehresiyle, Dedim ki; Kafir mi olur insan, İblisin gülmesiyle..! | |
| 1160 | Kaderimiz bir Dost; Kader birliği etmişcesine, İster sağdan, ister soldan, Yürüyoruz neticede… | |
| 1161 | Fikir ayrılığı deyip, Yerken biri diğerini, Keşfetti devler; Göğün derinliğini..! | |
| 1162 | Beyim kulsun. İbadet, zaten senin. Bilimde yarış, Bilmem ki; Var mı bir eserin..! | |
| 1163 | Ey Can; Sevgiyle semirmiş, Şımarık birine, Sakın gülüveripte, Gülleri incitme..! | |
| 1164 | Evet; Her biri bin alem, İşgal edilmiş beyin. ‘Kahrolsun’ demekle, Kim kahrolmuş ki Beyim..! | |
| 1165 | Ne yapalım’ dedi, ‘Elimden birşey gelmez.’ Dedim ki ; Sen tohumu atta, O”ister verir isterse vermez..! | |
| 1166 | Evet; Vurun kahpeye dedi, Dedim ki; Garip buldun diye mi ? Seni iblisin merkebi..! | |
| 1167 | İyilik’ dedim, İyidir dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim, Gülümsedi; Sen sahi kimlerdensin dedi..? | |
| 1168 | Banane’ dedi, Bir ben miyim ? ‘Gül’ dedim gül sendin, Niçin vefasızlık ettin..! | |
| 1169 | Dost ! Dünya bu, gam ile dolu. Sonsuzluğa uzayan yol, Yolcunun sonsuzluğu… | |
| 1170 | Gökte barut, yerde kan. ‘Cahil’ dedin de ağam; Çobanız biz çoban..! | |
| 1171 | Kuru laf’ Evet karnı tok. Herşeye bir bahane; Onda O yürek yok..! | |
| 1172 | Dedim Dost; Cahil kimdir sence ? Anası ağlayan çocukları konuşalım. Dedi önce… | |
| 1173 | Sahi Sevgili; Gariplik nedir sence ? Gülümsedi, Gül yüzlü çehresiyle, Vefasız biriyle yol yürümektir dedi bence..! | |
| 1174 | Yeter’ dedi, Benden bu kadar. Dedim ki; ‘Azın fazla çoğun zarar.’ Zaten ederinde o kadar..! | |
| 1175 | İnsan’ dedi evet, İnsanlık kalmadı. Dedim ki; ‘İnsanda kâinat saklı, İnsan insanı tanımadı..! | |
| 1176 | Dünya bu; Senin dinin sana, onun ki ona, Ölüm öldürülmedi Bayım, Buyrun işte ortak nokta..! | |
| 1177 | Evet; Madem ölüm ortak nokta Keşke insanlar arası bir barış olsa Bayım insanız, insan sonuçta… | |
| 1178 | İnanır inanmazsın, Bundan banane ? Ölüm öldürülmedi Bayım, İşte asıl mesele..! | |
| 1179 | Bu fikir çatışması yetmedi mi beyler; Evde kardeş kavgası, Şaha kalktı devler..! | |
| 1180 | Kendimi dedi Artık geri çektim Dedimki Daha dün geldin Sahi niçin acele ettin. | |
| 1181 | Benimle yol yürüyen benimdir.’ Dedi Şair. Evet gerisi misafir..! | |
| 1182 | Beyim; Dün olduğu gibi, Bügünde yarının dünü. Yılın 365 günü; Evet, Emekçi kadınlar günü… | |
| 1183 | Dev gibi gövde, Lokma tadımlık. Beyninde cinnet; Buyurun azınlık..! | |
| 1184 | Dedim Sevgili; Bayram nedir sence ? Garibin sevinci, Çiçeklerin özgürlük günüdür. Dedi bence… | |
| 1185 | Hadi üzülme, ‘Biz ezilen çiçeklerin ıslaklığını, Senin gözlerinde gördük’ dedi. Gülyüzlü Sevgili… | |
| 1186 | Evet; Karga karga ile, Kanarya kanarya ile, Söyler misin Beyim; Kişi sevdiği ile değil mi sence..? | |
| 1187 | Tüm çocuklara selam İncitmeyin inci tanelerini Kırılmasınlar aman Evet çocuklar bugün 23 Nisan. | |
| 1188 | Kuru laf’ dedi, Karnım tok. Dedim ki; ‘Mide ile kulak, Evet alakası yok…’ | |
| 1189 | Gözler’ dedi Şair; Evet Beynin penceresidir. Ey Sevgili ! Çiçeklere baktıkça gönlüm çiçekleşir… | |
| 1190 | Dile benden ne dilersen!’ dedi, Dedim ki; Seni, evet seni, Sen ey Şems yüzlü Sevgili… | |
| 1191 | Dünya bu Dost; Tüm rakiplerini yok etsen mutlu değilsin. Çünkü sen tek başına bir hiçsin..! | |
| 1192 | Dedim; ‘Dost Gariplik nedir sence?’ Kör beyinlerle yol yürümektir ! Dedi bence… | |
| 1193 | Selam sana Genç Adam, Selahattin, Alparslan, Evet; ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ Dedi ya Atam… | |
| 1194 | Ey Dost; ‘Canımı veririm.’ diyenler, Can bağımızı talan ettiler. Evet; Dost görünümlü haramiler..! | |
| 1195 | İnanmadığı yolda, Niçin gayret etsin. Bırak Dost; İsteyen istediği yere gitsin..! | |
| 1196 | Dedim; Sevgili ahlak nedir sence ? Birden inci gülüşü ile, İncitmemektir dedi bence..! | |
| 1197 | Evet; Sevgiden nasipsiz, Kin dolu çehreleriyle, Sevgimizin bedelini ödetiyorlar be kirve..! | |
| 1198 | Ölüm evet, Varış noktası. Keşge bayım; Bir barış olsa, İnsanlar arası..! | |
| 1199 | Olgunluk’dedim, Gülümsedi; ‘Durulduk’ dedi. Dağ gibi duruşuyla, Sevgili..! | |
| 1200 | Sen işini güzel yap; O, kazancın değil, Karakterindir evlat. | |
| 1201 | Anlık saltanat uğruna, Bin can bir pula. Öyle ya Bayım; Burası dünya… | |
| 1202 | Gönlümüzü verdik, Beynimizi kemirdiler. Söyle be kirve; Bunlar neyin nesiydiler..? | |
| 1203 | Üzülme ! Dün geçti evlat, Bu günlerde geçecek. Öldürülemeyen ölüm tüm meseleyi çözecek..! | |
| 1204 | Sevgi dedik, Racon kestiler. Hesapsız sevdik Beyim, Bize hesap ödettiler… | |
| 1205 | Vefasız, Evet kurnaz, Her ipte oynar; İpsiz cambaz..! | |
| 1206 | Hadi üzülme ! ‘Herkes ederi kadar değer verir.’ dedi, Hüzün Gülü Sevgili… | |
| 1207 | Evet; Kimse vefasızlık etmiyor, Karakter meselesi bu Beyim; Herkes özüne dönüyor..! | |
| 1208 | Aldırma Dost; Seni gafil sansınlar, Her ipte oynasın bırak, İpsiz cambazlar..! | |
| 1209 | Evet; Kalbin edebi sevmektir. İncelik mi ? Seven gönülleri incitmemektir..! | |
| 1210 | Evet; İnsanlığa faydalı var mı bir eserin ? Amelim dedin de Beyim, O zaten senin… | |
| 1211 | Münkire dalkavuk, Yoluna yaban. Dört döner pervane; Aman Allah’ım aman..! | |
| 1212 | Yeter’ dedi ‘benden bu kadar.’ Dedim ki; Sen altın görünümlü teneke, Zaten ayarın o kadar..! | |
| 1213 | Dost; Hoşgeldiniz güle, Gidişiniz güle güle, Gülüver incitme, Aşk inceliktir neticede… | |
| 1214 | Karakter’ dedim, ‘Davranışın yansımasıdır.’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim, Gülümsedi, ‘Biri diğerinin aynası değil midir..? Dedi | |
| 1215 | Dost; Nasıl olsa düşeceksin toprağın bağrına. Sen bir gönüle düş, Ölüm öldürülmedi ki sonuçta..! | |
| 1216 | Bir ‘hoş geldini’ bile esirgeyenler, Bizden ‘hoşgördük’ dememizi beklediler. Bilmem ki Dost; Bunlar kimin nesiydiler..? | |
| 1217 | Yine daldın, dedim deryalara, Eğdi başını Sol yanına, Söyle dedi; Ne yaptık ki biz bu vefasızlara ? | |
| 1218 | Beyninde pranga, Zındana mahkum. Tozpembe hayat; Naber aşkım..! | |
| 1219 | Eylül’ dedi, Dedim ki; ‘Sevgili biz aralıksız sevmedik mi?’ Öyle bir gülüverdi, İnan o an hemen ölesim geldi..! | |
| 1220 | Geçici dünyada, Niçin canını sıkarsın ? Yolcusun ya ey Can; Zaten yola çıkacaksın… | |
| 1221 | Bu kadar ilgi, Bu nasıl bir sevgi ! Dedim; ‘Kimsin sahi?’ Dedi; ‘Kendine gel!’ Söylenir mi bu ulu orta şimdi..! | |
| 1222 | Bilir misin’ dedi, ‘Bu güzellik nereden gelir ?’ ‘Ben bilmem’ dedim Sevgili, Hani o gün demiştin ya ‘beli’, ‘Süre gelir’ dedi, İşte o günden beri… | |
| 1223 | Evet; Beni seven, benim. Beni sevmeyeni neyleyeyim, dedi. O meçhul Sevgili… | |
| 1224 | Dün ve Dünya ! Hadi aldırma, ‘Zaten dün gitti’ dedi Şems yüzlü Sevgili… | |
| 1225 | Ve Şair ekledi; Alıştık dedi alıştık, Attığın bunca taşa. Biz aşkımızla, Sen git aklınla bin yaşa..! | |
| 1226 | Neden ve niçinlerle, Zaman öldürmek yerine, Yok mu bir buluşma noktası Beyim; Şu gözbebeği ülkemde..? | |
| 1227 | Ey Dost; Yoldan soğumuşla sakın yola çıkma, Yol ortasında dona kalırsın sonra..! | |
| 1228 | Evlat; Boşuna ikna etmeye uğraşma, İnanmış olsaydı yürüdüğü yola, Bunca bahane sunar mıydı sana..? | |
| 1229 | Avcıydı güya; Av oluverdi birden, Minicik bir solucana. Omurgasız Beyim evet; Omurgasız sonuçta..! | |
| 1230 | Evet; ‘Anaya sevgi, babaya saygı’ dedi. ‘Ya evlada?’ dedim, Gülümsedi; İlgi dedi ilgi, O şefkatli Sevgili… | |
| 1231 | Alevimisin dedi Dedim ki; Alevi de benim, Sünni de benim. Beyim ben, Peygamber Adem’in neslindenim… | |
| 1232 | Pembecik dünya, Köpükten hayat. Arzular sonsuz, Anlık saltanat..! | |
| 1233 | Nankör’ dedim Sevgili, Nankör kimdir sence ? Aldığını görmezden gelip, Verdiğini gören kişidir. Dedi bence..! | |
| 1234 | Cefasını çekmediğin yolun, Sefasını mı beklersin ? Etme Beyim; Gülmekten öldüreceksin..! | |
| 1235 | Yeniden doğuş, Onurla yürüyüş. Al sana darağacı; Omurgalı duruş..! | |
| 1236 | Dedim Dost, Vefa nedir sence? O aramadığı halde; Sen ara dedi ilk önce… | |
| 1237 | Evet; ‘Biraz değer gördüğünü hissettimi, Bulunmaz hint kumaşı zanneder.’ dedi, Biricik Sevgili… | |
| 1238 | Evlat; Sen dostunu iyi seç, Düşman mı dedin ? Tanıtır kendini er ya da geç..! | |
| 1239 | Kusurcu göz, Kendine kör. Zirvede benlik; Dokunda gör..! | |
| 1240 | Kasım gibi duruş, Yunus gibi konuş. Benlik pazarında çığırtkan, Bilmem ki ederi kaç kuruş..? | |
| 1241 | Beyninde pranga, Bollukta tavan. Bu cinnet de neyin nesi ? Aman Allah’ım Aman..! | |
| 1242 | Sen dedi, Alevi misin? Dedim ki: Alevi de benim, Sünni de benim. Onlar gökteki yıldızlar gibi değil midir Beyim..? | |
| 1243 | Evet; Ölümsüz fikir, Dikenli yol. Garip geldi, Garip gider, Ey oğul..! | |
| 1244 | Sahi be kirve; Kişi benliğine köle aramak yerine, Bir gönüle giremezmi sence..? | |
| 1245 | Evet; ‘Tatlı söz yılanı yuvasından çıkardığı gibi, Güzel söz gönüle merhem gibidir.’ Dedi güzeller güzeli, Biricik Sevgili..! | |
| 1246 | Benlikte cömert, Şefkatte namert. Buyrun komedi; Demez mi sabret..! | |
| 1247 | Nankör dedin de Dost, Nankör öyle ya; Bir dediğini iki ette gör, Hem cahil evet hemde kör..! | |
| 1248 | Gözümüzü sevgi bürümüştü kirve ! Sevdik, hep sevdik; Zift gibi beyin, Nereden görecektik..? | |
| 1249 | Evet; Benlikte zirve, Engelde duvar. Fikirde zenginlik, Bunda ne var..? | |
| 1250 | Fersah fersah uzaklık, Yan yana gövdeler. Beyinlerde örümcek; Durmadan ağ örer..! | |
| 1251 | Beyinde örümcek, Durmadan ağ örer. Fersah fersah uzaklık, Yan yana gövdeler..! | |
| 1252 | Unutma evlat; İkilem felakete, Karar hedefe götürür..! | |
| 1253 | ‘Banane’ dedi, ‘Beni alakadar etmez.’ Dedim ki; Merkep inadı bu, İnsan insana kin gütmez..! | |
| 1254 | O bir ayna, Aynada kusur aramak yerine, Dön kendine de, Nesin sen, necisin ? Bunu düşün önce..! | |
| 1255 | Evet, sadakat; Her dediğini yap, Bir kere ağırdan alda bak, Anamız ağladı be dost. Güldürme bırak..! | |
| 1256 | Beyim; Beden hür olsa ne olmasa ne, Köle bu; Beyninden bağlı bir kere..! | |
| 1257 | Hoş gör ki, Hoş görünesin. Hoş görmeden, Hoş görü beklersin; Etme Beyim; Gülmekten öldüreceksin..! | |
| 1258 | ‘Aralık’ dedi Şair, Evet Aralık, Keşke bir barış olsa, İnsanlık adına artık… | |
| 1259 | Der ya Pir: “Yolumuz dikenlidir, ayağını seven gelmesin.” Öyle ya; İnanmadığı yolda niçin çile çeksin..! | |
| 1260 | Genç adam! Sen bir kabile değil, devsin. Bırak, basiretsiz ne derse desin. Evet; “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Bunu bilmez misin? | |
| 1261 | Dedim Dost: Niçin seveni incitirler? “Bilmez misin?” dedi, Kopartmak için en güzel çiçeği tercih ederler..! | |
| 1262 | “Bunca yıl” dedi, “yoldasın. Hiç yorulmaz mısın sen?” Dedim ki: Aşıklık töresi bu, Sevgili bekler iken Nasıl yorulayım ki ben… | |
| 1263 | Evet; Eleştiri gizli, Hayranlıktır evlat. Kim ne derse desin bırak, İnandığın yolda sen, Yürümene bak..! | |
| 1264 | O bir insan, Niçin bu kin? “Söyler misin?” dedi dost, Ustası kim? | |
| 1265 | Beyinlere pranga, Çiçeklere gam. Haydi, hürriyet; Buyrun, urgan! | |
| 1266 | Issız köşeler, Hınca hınç dolu. Çökertilmiş beyin; Bilmem ki mutluluk bu mu..? | |
| 1267 | Yolun dikenini görünce, Döndüler tekrar geldikleri yöne. Aşk olsun be Dost, Aşk oldu böylece… | |
| 1268 | Söyler misin dedim Dost, Cahil kimdir sence ? | |
| 1269 | Bir ömür verdik be Dost, Bir tebessüme. “Biz sadaka vermiyoruz ki.” dediler, “Boşuna bekleme…” | |
| 1270 | Unutulmuş sokak, Hınca hınç dolu. Söyleyin salonlar, Yok mu bir çıkar yolu? | |
| 1271 | Nedir bu benlik putu? Canana can olacağına, Soyundun aşkın cellatlığına! Git, hadi git; Sen aklınla bin yaşa… | |
| 1272 | Evet Bizde bir baş yok; Hepimiz eşitiz dedi Dedim ki Sizden gelen dirlik sizin olsun Bunca başla başa Çıkana da aşk olsun… | |
| 1273 | Bin bilgeyi Bir belgeyle ikna ettikte Bir hasedi bin belgeyle İkna edemedik be kirve… | |
| 1274 | Biz birilerini parlatıp Öne çıkarmayız dedi Niçin dedim Bizde birlik yok ki dedi Birden bir diğeri öyle bir gülüverdi Öyle ya adam haksız da değildi… | |
| 1275 | Attığın taşı, Kusmukla sıvarsın. Sen kin dolu bakış; Ne çamur bir adamsın..! | |
| 1276 | İstersen göklere çıkart, Gönlü leşte olan anlamaz evlat. Hadi üzülme, bırak; Sen işine bak! | |
| 1277 | Evet, yılbaşı: Biri biterken, Bir diğeri yeniden başlar. Mevsimler misali, Ömür de böyle değil mi dostlar? | |
| 1278 | Biten ömürdü, Yılbaşı dediler. Garipler derdini saz ile söyler. Öyle ya; Yolun sonu göründü beyler! | |
| 1279 | Evet; Her yılın bir sonu, Bu yıl da yine yıl sonu. Tükenen bir ömür, Yolcunun sonsuzluğu… | |
| 1280 | Sen dedi, evet sen, Söyle ne dersin? Dedim ki: İşgal edilmiş ise beyin, Ben ne bilirim ki Beyim…? | |
| 1281 | “Eğer dinler isen, dinlenirsin.” dedi. “Nasıl yani?” dedim. Şöyle bir bakıverdi, gülümsedi. “Bilir misin, ilmin başı nedir?” dedi. | |
| 1282 | Dedim Sevgili: Aşkı akılla boğmak nedir sence? Gülümsedi: Aşk’ın kendine sor dedi bence… | |
| 1283 | Evet, Elleriyle cellatlık edeni anladık da; Dilleriyle cellatlık edeni, Anlayamadık be usta..! | |
| 1284 | Birden “Bana bak!” dedi, “Ezer geçerim şimdi.” Dedim ki: Karakter meselesi bu Beyim; Filler istese de incelik gösteremez ki! | |
| 1285 | Yürüdüğü yolda mazerete takılanla, Yol yürünmez evlat! İkna etmeyi bırak, Sen yürümene bak… | |
| 1286 | Aşk ağlatırken; Bedel ödemeden baş köşelere oturanlara Ben ne deyim beyim…? | |
| 1287 | Evet; Tek başına bile kalsan, Sen hedefine odaklan. Koltuk değneklerini bırak, Başarı, başarısızlıktan geçer evlat! | |
| 1288 | Kan damlamış beyne, Zihinlerde kin! Sen zehirli tohum; Seni eken kim? | |
| 1289 | Öyle ya; Gönülden gönüle bir yol vardır, görünmez. Eren erdim, görense gördüm demez! Evet Dost; Aşıklar ölmez… | |
| 1290 | Tepeden bakış, Hadi gül, kasıl. Gölgende ölüm; Buna bak asıl! | |
| 1291 | Cellat bu, Bu şirinlikte neyin nesi? Evet, kafeste beyin; Sahibinin sesi! | |
| 1292 | Ey Can, Kalbin gayesi sevmek. Evet, marifet ise; Onu sevgiliyle meşgul etmek… | |
| 1293 | “Aşk nedir?” dedim, “Çiledir.” dedi. “Anlamadım.” dedim, “Aşk olsun sana.” dedi. O güzeller güzeli sevgili… | |
| 1294 | Evet; Ömrümüzü verdik de, Bin belge ile Bir cahili ikna edemedik be kirve! | |
| 1295 | Sen bollukta Dost’unu çokça hatırla, Darlık zaten hatırlatır O’nu sana. Evlat burası dünya; Ölüm öldürülmedi daha! | |
| 1296 | Evet; İnsan, insan olanı nasıl incitir? Karakter bu dost; Kişi karşısındakini Kendi gibi bilir…! | |
| 1297 | Bir eli yağda Diğeri balda Bir tebessüm dedik Dilenci dedi be Usta.. | |
| 1298 | Birden tarifsiz çehresiyle, “Cahille tartışma.” dedi. “Niçin?” dedim, “Cahili cesareti bitirir.” dedi. Evet o biricik sevgili… | |
| 1299 | “Hep beni mi düşünürsün?” dedi, “Ben bilmem.” dedim Sevgili. Alıverdi birden benden beni, O unutulmaz Sevgili… | |
| 1300 | Ona kâfir, buna zındık. Beyim bıktık artık, bıktık! Burası dünya… Öyle ya; o da bir insan sonuçta. | |
| 1301 | Evet, bir ihmalde, Binlerce keder… Düşman uyur mu hiç beyler? Öyle ya, demiri demirle döverler! | |
| 1302 | Yola inanan yoldaşını satmaz! Dost ise, dosta yanlış yapmaz. Evet Beyim; Bizim kitabımızda; Seven sevgiliden kaçmaz! | |
| 1303 | Evet; “Ruh kendine benzeyeni sever.” dedi, “Ya aşk ne eder?” dedim. Gülümsedi; “Git başımdan.” dedi, Şems yüzlü sevgili…! | |
| 1304 | Öyle ya; Aşk, âşığı sever… Akıl dedin de beyim, Âşıkta akıl ne gezer? | |
| 1305 | Ve şair ekledi: “Kelebekler.” dedi, Evet kelebekler… Bunca cellat elinde, Parçalanmayı bekler! | |
| 1306 | Perdeler, Evet dev dev perdeler. Cellatlar diyarı bayım, Paramparça gövdeler..! | |
| 1307 | Gaflette darlık, Gayrette varlık. Yetmez mi bu lakaytlık ? Beyim; Bıraksak mı artık..! | |
| 1308 | “Ey Dost!” dedim, “Seni başkasına tercih edene ne demeli sence?” Birden tarifsiz çehresiyle, “Dost, dostunu satmaz.” dedi bence. | |
| 1309 | Duvar adam! Bir kere gülmez. Takılır saman çöpüne, Hezeni görmez. Her şeyi bilir de Beyim; Kendini bilmez! | |
| 1310 | Ey Can, Boşuna çığırtkanlık etme. Sevdiğini överek değil, Severek göstereceksin! | |
| 1311 | Ve Şair: Kişi dedi, İnandı mı görür, İnanmadığının körüdür! | |
| 1312 | “Yoruldum.” dedin de; Biz de yorulandan yorulduk! Evet, böylece durulduk. Aşk mı dedin ey Can? Yorulmakta bulduk | |
| 1313 | “Eller,” dedi Şair, “eller…” Bir elinde zehir, Diğerinde panzehir. Söyler misin bayım, sence bu nedir? | |
| 1314 | “O kötü, bu kötü.” dedi, Dedim: “Ya sen, evet sen?” Keşke bir kere de, iyi olmayı denesen! | |
| 1315 | Dedim Dost: İnsan, insanı boğar mı sence? İnsan, insanca kaldığı sürece, Güzellerin en güzelidir, dedi bence… | |
| 1316 | Evet! İnandım deyip güvenmemek. Söyler misin Beyim, Sence bu ne demek? | |
| 1317 | Derler ya, Seven yok, inanan çok. Yokluk kapısı be Dost, Şirin var da Ferhat yok…! | |
| 1318 | Kin yüklü beyin, Donuk çehre. Şefkatli çoban, Cahil mi sence? | |
| 1319 | Evet, zehirli tohum, Bozuldu genler. Körpecik beyin, Etmeyin beyler! | |
| 1320 | Bin kilit vursan da, Bir gafil yeter ona. Dost, aman ha! Vatan bu vatan sonuçta! | |
| 1321 | Sen ey yolcu! Bir mermi deyip de geçme; Çanakkale, geçilmedi işte! Her biri ayrı ırktan olsa bile, Kim zincir vuracakmış ki bu asil millete..? | |
| 1322 | Gayesiz beyin, Semiren gövde. Pespembe hayat; Değil mi devre? | |
| 1323 | Dedim ki Devre: Bu sesler de neyin nesi? Dedi ki: Mazlumun gür sesi, Evet, yurdumun yükselişi! | |
| 1324 | Aslından kaçış, Birlikte korku. Mutluluk şarkısı; Peykeler doldu! | |
| 1325 | Niçin bu salya sümük? Biz sevdik Beyim; Hep sevdik. İncitmemek için Tetikte bekledik… | |
| 1326 | Mutluluk? dedim. “Doğduğunda değil, bulduğunda mutlu olursun.” dedi. O güzeller güzeli, En güzel Sevgili… | |
| 1327 | Benlik dağında baykuş, Sıfırla yan yanasın… Bin kere bilsen de, Yine bire muhtaçsın! | |
| 1328 | Tozpembe hayat, Bollukta doruk. Mutluluk şarkısı, Çehreler donuk! | |
| 1329 | İncelik, dedim Sevgili, İncelik nedir sence? “İnceldiği yerden kopartmamaktır.” Dedi bence! | |

